Bir sanığın fiilinin hem TCK m. 107/2 (nitelikli şantaj) hem de TCK m. 226/3-1 (çocuk pornografisi üretme) suçlarını oluşturduğu bir olayda, bu suçlar arasında 'gerçek içtima' mı yoksa 'fikri içtima' mı uygulanır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, suçların koruduğu hukuki değerler açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24951

Bu durumda, kural olarak 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve sanık her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/11649 E. sayılı kararı da bu yöndedir. Bunun temel nedeni, sanığın eylemlerinin birden fazla olduğu ve bu eylemlerin farklı hukuki değerleri ihlal ettiğidir. 1. **Fiilin Çokluğu:** Sanığın eylemi, tek bir hareketten ibaret değildir. İlk olarak, mağduru korkutmak veya zorlamak için 'tehdit' veya 'şantaj' fiilini işlemektedir. Bu fiilin bir sonucu olarak, ikinci bir fiil olan 'müstehcen görüntünün üretilmesi' (mağdur tarafından çekilmesi) gerçekleşmektedir. Bunlar, sebep-sonuç ilişkisi içinde olsalar da, ceza hukuku anlamında ayrı fiiller olarak değerlendirilir. 2. **Korunan Hukuki Değerlerin Farklılığı:** * **Şantaj Suçu (TCK m. 107):** Bu suçun koruduğu temel hukuki değer, kişilerin 'huzur ve sükunu' ile 'irade özgürlüğü'dür. Şantaj, kişiyi istemediği bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlayarak iradesini sakatlar. * **Müstehcenlik Suçu (TCK m. 226):** Bu suçun koruduğu hukuki değerler ise, 'genel ahlak', 'toplumun ar ve haya duyguları' ve özellikle de 'çocuğun cinsel dokunulmazlığı ile sağlıklı gelişim hakkı'dır. Fiillerin birden fazla olması ve korunan hukuki değerlerin farklı olması nedeniyle, TCK m. 44'teki fikri içtima koşulları (tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi) oluşmaz. Bu nedenle, sanık işlediği her bir suçtan (gerçek içtima kuralı gereği) ayrı ayrı sorumlu tutulur ve cezalandırılır.