Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/91 sayılı kararında, CMK m. 140 (teknik araçlarla izleme) kapsamında tesadüfen elde edilen delillerin, CMK m. 138'de (iletişimin denetlenmesi) olduğu gibi bir 'tesadüfi delil' düzenlemesine sahip olmadığı için katalog dışı suçlarda kullanılamayacağı belirtilmiştir. Bu yorum, kanunda açıkça düzenlenmeyen bir durumda 'kıyas yasağı' ilkesinin nasıl işlediğini ve temel haklara ilişkin sınırlamaların nasıl 'dar yorumlanması' gerektiğini gösterir?
Bu karar, ceza muhakemesi hukukunun iki temel ilkesinin, 'kıyas yasağı' ve 'sınırlamaların dar yorumlanması', temel hak ve özgürlükler lehine nasıl işlediğini gösteren mükemmel bir örnektir. 1. **Kıyas Yasağı (Analoji Yasağı):** Ceza hukukunda ve özellikle temel hakları sınırlayan muhakeme kurallarında kıyas yasaktır. Kıyas, kanunda bir durum için öngörülen bir kuralın, ona benzeyen ama kanunda düzenlenmemiş başka bir duruma da uygulanmasıdır. CMK m. 138, 'iletişimin denetlenmesi' gibi çok özel bir koruma tedbiri sırasında tesadüfen elde edilen delillerin, belirli şartlarla (katalogdaki suçlardan olması) kullanılmasına izin veren 'istisnai' bir hükümdür. Yargıtay kararında, kanun koyucunun bu istisnayı sadece iletişimin denetlenmesi için öngördüğü, 'teknik araçlarla izleme' (CMK m. 140) için benzer bir istisna getirmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla, m. 138'deki istisnanın, ona benzeyen m. 140'a da 'kıyasen' uygulanması mümkün değildir. Kanunda bir boşluk değil, kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olduğu varsayılır. 2. **Sınırlamaların Dar Yorumlanması İlkesi:** Temel hak ve özgürlükleri (özel hayatın gizliliği gibi) sınırlayan hükümler, genişletici veya kıyas yoluyla yoruma tabi tutulamaz; aksine, 'dar yorumlanmaları' esastır. CMK m. 138, temel bir hak olan haberleşme özgürlüğüne getirilen bir sınırlamanın sonuçlarını düzenleyen istisnai bir normdur. Bu istisnanın kapsamını, kanunda açıkça belirtilmeyen başka bir durumu (teknik izleme) da içine alacak şekilde genişletmek, bu ilkeye aykırı olur. Yargıtay, kanun koyucunun açıkça izin vermediği bir alanda, temel haklar aleyhine bir yorum yapmaktan kaçınmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, kanunda açık bir hüküm olmadığı için, CMK m. 140 ile elde edilen tesadüfi delillerin katalog dışı suçlarda kullanılmasına izin vermemiştir. Bu, kanunda bir istisna yoksa, genel kuralın (hukuka aykırı yöntemin sonucunun kullanılamaması) geçerli olacağı anlamına gelir. Bu yorum, temel hakları koruyucu bir yaklaşımdır ve usul hukukunun güvence fonksiyonunu ön plana çıkarır.