AYM'nin Keskin Kalem Yayıncılık pilot kararında eleştirdiği 5651 s.K. m.9'daki sorunlar ile Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) ve Venedik Komisyonu gibi uluslararası organların Türkiye'ye yönelik raporlarındaki eleştiriler arasında nasıl bir paralellik bulunmaktadır?
AYM'nin pilot kararındaki tespitler ile AGİT, Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri gibi uluslararası organların raporları arasında güçlü bir paralellik bulunmaktadır. Bu paralellik, Türkiye'deki erişim engelleme rejiminin uluslararası insan hakları standartlarına aykırılığı konusunda ortak bir endişeyi yansıtmaktadır. Temel paralellikler şunlardır: 1. **Orantısız ve Yaygın Kullanım:** Hem AYM hem de uluslararası organlar, erişimin engellenmesi tedbirinin Türkiye'de istisnai bir yol olarak değil, 'yaygın' ve 'keyfi' bir şekilde kullanıldığını tespit etmiştir. AGİT'in yüz binlerce site ve URL'nin engellendiğine dair raporu, bu yaygınlığı somutlaştırmaktadır. Bu durum, müdahalenin 'demokratik bir toplumda gerekli' olma şartını (orantılılık) ihlal etmektedir. 2. **Yetersiz Gerekçe ve Keyfilik:** Hem AYM hem de uluslararası raporlar, sulh ceza hakimlikleri tarafından verilen erişim engelleme kararlarının 'yetersiz inceleme' ve 'matbu/hukuki gerekçelerle' verildiğini, çatışan haklar arasında bir dengeleme yapılmadığını vurgulamaktadır. Bu durum, müdahalelerin öngörülebilir olmaktan çıkıp keyfi bir nitelik kazanmasına yol açmaktadır. 3. **Usuli Güvencelerin Eksikliği:** AYM'nin eleştirdiği çelişmeli yargılama ve etkili itiraz yolu eksikliği, uluslararası standartların da temel bir gereğidir. Karşı taraf dinlenmeden, savunma hakkı tanınmadan verilen kararlar, adil yargılanma hakkının özünü zedeler. 4. **Medya Çoğulculuğuna ve İfade Özgürlüğüne Olumsuz Etki:** Nihai olarak hem AYM hem de uluslararası organlar, bu sistematik ve orantısız uygulamanın sadece bireysel yayıncıları değil, bir bütün olarak Türkiye'de 'medya çoğulculuğunu', 'kamunun haber alma hakkını' ve 'ifade özgürlüğünü' olumsuz yönde etkilediği ve caydırıcı bir etki (chilling effect) yarattığı sonucuna varmaktadır. Bu paralellik, 5651 s.K. m.9'daki sorunun sadece bir iç hukuk meselesi olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle de çelişen yapısal bir problem olduğunu göstermektedir (sen.av.tr/tr/makale/erisimin-engellenmesi-hakkinda-aym-pilot-karari).