Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/265 sayılı kararında, 12-15 yaş grubundaki sanık hakkında 'sosyal inceleme raporu' düzenlettirilmemesi 'hukuka kesin aykırılık' ve 'başlı başına bozma sebebi' olarak kabul edilmiştir. Bu zorunluluğun temel amacı nedir ve bu raporun yokluğu, hakimin CMK m. 217 uyarınca delilleri serbestçe takdir etme yetkisini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249494

Bu zorunluluğun temel amacı, 12-15 yaş grubundaki çocukların ceza sorumluluğunun temelini oluşturan 'kusur yeteneğinin' (fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği) sübjektif ve keyfi bir şekilde değil, bilimsel ve objektif verilere dayalı olarak tespit edilmesini sağlamaktır. Bu, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin bir gereğidir. Bu raporun yokluğunun hakimin delil takdir yetkisine etkisi şöyledir: 1. **Takdir Yetkisinin Kullanılabilmesi İçin Zorunlu Araç:** Hakim, CMK m. 217 uyarınca delilleri serbestçe takdir eder, ancak bu takdir yetkisini kullanabilmesi için öncelikle kanunun emrettiği delillerin ve delil değerlendirme araçlarının dosyada mevcut olması gerekir. ÇKKY m. 20/2, sosyal inceleme raporunu bu yaş grubu için 'zorunlu' bir delil değerlendirme aracı olarak tanımlamıştır. Bu rapor olmadan, hakimin, çocuğun kusur yeteneği hakkında sağlıklı ve hukuka uygun bir takdirde bulunması için gerekli olan temel verilerden biri eksik kalır. 2. **Keyfiliğin Önlenmesi:** Bu rapor, hakimin takdirini, çocuğun içinde bulunduğu somut koşullara (aile, çevre, eğitim, psikoloji) dayandırmasını sağlar. Raporun yokluğu, hakimin bu değerlendirmeyi soyut varsayımlara veya sadece duruşmadaki kısa gözlemine dayanarak yapmasına yol açabilir ki bu da keyfiliğe ve hataya açık bir durumdur. 3. **Mutlak Bozma Nedeni Olması:** Yargıtay'ın bu eksikliği 'hukuka kesin aykırılık' ve 'başlı başına bozma sebebi' sayması, bu raporun usuli bir formalite olmadığını, adil yargılanma hakkının ve çocuğun hukuki statüsünün korunmasının esaslı bir unsuru olduğunu göstermektedir. Yani, dosyanın esasına ilişkin başka hiçbir hata olmasa bile, sadece bu raporun alınmamış olması, hükmün bozulması için tek başına yeterlidir. Bu durum, hakimin delil takdir yetkisinin, kanunun emredici usul kurallarını ihlal etme hakkını içermediğini gösterir.