Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/171 sayılı kararına atıf yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2018/8236 sayılı kararında, sanıkların farklı tarihlerdeki benzer eylemlerinin 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında' işlenip işlenmediğinin ve haklarında TCK m. 43 (zincirleme suç) uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması için dosyaların birleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. 'Suç işleme kararı'nın varlığı nasıl tespit edilir ve bu tespitin CMK m. 217'deki delil takdiriyle ilişkisi nedir?
TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan 'aynı suç işleme kararı'nın varlığı, failin iç dünyasına ilişkin sübjektif bir unsur olduğundan tespiti zordur ve mahkemenin CMK m. 217 uyarınca delilleri bütüncül bir şekilde takdir etmesini gerektirir. **'Suç İşleme Kararı'nın Varlığının Tespiti:** Bu kararın varlığı, tek bir delille değil, bir dizi objektif ve sübjektif göstergenin bir arada değerlendirilmesiyle tespit edilir. Yargıtay kararında da belirtilen kriterler şunlardır: - **Fiiller Arasında Geçen Süre:** Eylemler arasındaki zaman aralığının makul ölçüde kısa olması, aynı kararın devam ettiğine işaret eder. Çok uzun aralıklar, kararın yenilendiği şeklinde yorumlanabilir. - **Suçun İşleniş Biçimi (Modus Operandi):** Eylemlerin benzer yöntemlerle, aynı tür araçlarla işlenmesi, tek bir planın parçası olduğunu gösterebilir. - **Suçun İşlendiği Yer:** Eylemlerin coğrafi olarak birbirine yakın yerlerde işlenmesi bir karine olabilir. - **Mağdurun Aynı Olup Olmadığı:** Zincirleme suçun en temel unsurlarından biridir (TCK m. 43/1'in ikinci cümlesi hariç). Ancak karardaki kaçakçılık gibi suçlarda mağdur kamu olduğu için bu kriter farklı yorumlanır. - **Korunan Hukuki Değer ve Suçun Konusu:** Eylemlerin aynı hukuki değeri ihlal etmesi ve benzer nitelikteki konulara (örn. hep sigara kaçakçılığı) yönelik olması gerekir. - **Failin Amacı ve Saiki:** Failin tüm eylemleriyle tek bir nihai amaca (örn. belirli bir miktar para kazanmak) ulaşmayı hedefleyip hedeflemediği araştırılır. **CMK m. 217 ile İlişkisi:** Hakim, 'aynı suç işleme kararı'nın varlığına, yukarıdaki objektif kriterleri ve dosyadaki tüm delilleri (sanık beyanı, tanık anlatımları, olay tutanakları vb.) CMK m. 217 uyarınca serbestçe takdir ederek ulaşır. Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Hakim, vicdani kanaatini oluştururken: - Neden eylemler arasındaki süreyi makul bulduğunu, - Eylemlerdeki benzerliklerin neler olduğunu, - Failin genel bir niyetle mi, yoksa her seferinde ayrı bir kararla mı hareket ettiğini, dosyadaki verilerden yola çıkarak gerekçelendirmelidir (CMK m. 230). Yargıtay'ın dosyaların birleştirilmesini istemesinin nedeni, hakimin bu bütüncül değerlendirmeyi yapabilmesi için tüm eylemlerin ve delillerin tek bir dosyada toplanmasının zorunlu olmasıdır. Ayrı ayrı görülen davalarda, hakim diğer eylemlerin detaylarından haberdar olamayacağı için 'aynı suç işleme kararı'nın varlığını sağlıklı bir şekilde takdir edemez. Birleştirme, CMK m. 217'nin doğru ve eksiksiz bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli bir usuli adımdır.