Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/5071 sayılı kararında, SSÇ hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine dair ihtarın, 5275 sayılı CGTİHK'nın 106/4. maddesine aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu durum, çocukların infaz rejiminde 'hürriyeti bağlayıcı cezanın en son çare olması' (ultima ratio) ilkesinin bir yansıması mıdır? Bu ilkenin, TCK m. 31'deki maddi hukuk düzenlemeleriyle olan felsefi tutarlılığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249485

Evet, bu durum, çocuk adalet sisteminin temel taşı olan 'hürriyeti bağlayıcı cezanın en son çare olması' (ultima ratio) ilkesinin infaz hukukundaki en net yansımalarından biridir. **Ultima Ratio İlkesi ve İnfaz Hukukundaki Yansıması:** - 5275 sayılı Kanun'un 106/4. maddesi, 'Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez' diyerek mutlak bir yasak getirmiştir. - Bu yasağın temel felsefesi, bir çocuğun, sırf mali bir yükümlülüğü (para cezasını) yerine getirememesi gibi bir nedenle, gelişimi üzerindeki son derece olumsuz etkileri bilinen hapis cezası ile karşı karşıya kalmasını önlemektir. - Kanun koyucu, çocuğun ekonomik imkansızlığının, onun özgürlüğünü kaybetmesi için bir gerekçe olamayacağını kabul etmiştir. Bu, çocuğun korunması ve rehabilitasyonu amacını, cezanın infazı ve devletin alacağını tahsil etme amacının önüne koyan bir tercihtir. **TCK m. 31 ile Felsefi Tutarlılık:** Bu infaz kuralı, TCK m. 31'deki maddi hukuk düzenlemeleriyle tam bir felsefi tutarlılık içindedir. Bu tutarlılık şu noktalarda görülür: 1. **Azaltılmış Sorumluluk, Azaltılmış Yaptırım:** TCK m. 31, çocukların kusur yeteneklerinin tam olmadığını kabul ederek onlara verilecek cezaları (hem tür hem miktar olarak) sınırlar ve önemli indirimler öngörür. Bu, maddi hukuk düzeyinde çocuğa yönelik 'hafifletilmiş' bir sorumluluk rejimi getirir. 2. **İnfazda Korumanın Devamı:** CGTİHK m. 106/4, bu 'hafifletilmiş' yaklaşımın, cezanın infazı aşamasında da devam ettiğini gösterir. Maddi hukukta çocuğu koruyan anlayış, infaz hukukunda da onu korumaya devam eder. Adli para cezasının hapse çevrilmemesi, bu koruyucu yaklaşımın bir sonucudur. 3. **Cezanın Bireyselleştirilmesi ve Özel Önleme:** Hem TCK m. 31 hem de CGTİHK m. 106/4, 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesinin çocuklar için daha da hassas bir şekilde uygulanması gerektiğini gösterir. Her iki düzenlemenin de nihai amacı, çocuğu 'suçlu' olarak damgalamak ve sistemin dışına itmek değil, onu eğitmek, desteklemek ve topluma yeniden kazandırmaktır (özel önleme). Adli para cezasını ödeyemediği için bir çocuğu hapsetmek, bu temel amaçla taban tabana zıttır. Sonuç olarak, adli para cezasının hapse çevrilmemesi kuralı, TCK m. 31'in başlattığı koruyucu ve rehabilite edici ceza politikası anlayışının, infaz aşamasındaki bir uzantısı ve tamamlayıcısıdır.