CMK m. 217'nin gerekçesi, Türk sisteminin delil serbestliği ilkesini benimsediğini ve suçun her türlü delille ispatlanabileceğini belirtir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6794 sayılı kararında ise, bir delilin reddedilmesi için 'akla, mantığa, bilimsel verilere, fizik kurallarına, hayatın olağan akışı içinde gündelik yaşamdan edinilen karine niteliğindeki bilgilere aykırı olması' gibi gerekçeler gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu iki ifade birleştirildiğinde, 'delil serbestliği' ilkesinin hakime tanıdığı takdir yetkisinin sınırları nasıl çizilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249483

Bu iki ifade, 'delil serbestliği' ilkesinin madalyonun iki yüzünü oluşturur ve bu ilkenin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen sınırları çizer. 1. **İlkenin Pozitif Yönü (Kapsayıcılık - CMK Gerekçesi):** 'Delil serbestliği' ilkesinin pozitif yönü, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılabilecek ispat araçlarının kanunda sınırlı sayıda (tahdidi) sayılmadığıdır. Hakim, kanunda açıkça belirtilmese bile, olayı aydınlatmaya elverişli, hukuka uygun her türlü bulguyu (ses kaydı, elektronik posta, tanık beyanı, uzman görüşü, bilimsel veri vb.) delil olarak kabul edebilir ve değerlendirebilir. Bu, ispat araçları konusunda geniş bir kabul yelpazesi sunar. 2. **İlkenin Negatif Yönü (Sınırlandırma - Yargıtay Kararı):** 'Delil serbestliği' ilkesinin negatif yönü ise, delillerin 'değerlendirilmesindeki' serbestliğin mutlak ve keyfi olmadığıdır. Yargıtay kararı, hakimin bu serbestliği kullanırken uyması gereken rasyonel ve objektif sınırları çizmektedir. Hakim, bir delili kabul ederken veya reddederken, bu takdirini şu evrensel ölçütlere dayandırmak zorundadır: - **Akıl ve Mantık Kuralları:** Delilden yapılan çıkarım, mantıksal bir temele sahip olmalıdır. - **Bilimsel Veriler ve Fizik Kuralları:** Delil veya ona dayalı iddia, bilimin ve fiziğin temel kurallarıyla çelişmemelidir. (Örn. bir kişinin aynı anda iki farklı şehirde olamayacağı gibi). - **Hayatın Olağan Akışı ve Tecrübe Kuralları:** Delilin ortaya koyduğu durum, gündelik yaşam tecrübelerimize ve olayların genel akışına uygun olmalıdır. Buna aykırı bir durumun kabulü, güçlü bir gerekçe gerektirir. **Takdir Yetkisinin Sınırları:** Bu iki ifade birleştirildiğinde, hakimin takdir yetkisinin sınırları şöyle çizilir: Hakim, delil olarak 'her şeyi' kabul etme serbestliğine sahiptir (ilkenin pozitif yönü), ancak kabul ettiği bu delilleri değerlendirirken ve onlardan bir sonuç çıkarırken 'akıl, mantık ve tecrübe kuralları' ile bağlıdır (ilkenin negatif yönü). Bir delili reddedecekse, bunu 'tanık sanığın yakınıdır' gibi soyut ve yetersiz bir gerekçeyle değil, o delilin neden yukarıda sayılan objektif kriterlere aykırı düştüğünü somut olarak açıklayarak yapmak zorundadır. Bu, delil takdirinin keyfi bir inanç değil, gerekçelendirilmiş rasyonel bir faaliyet olduğunu garanti altına alır.