Ceza Genel Kurulu'nun 2017/97 E. kararında, 15-18 yaş grubundaki çocukların irade yeteneğinin zayıf olduğunun 'normatif olarak kabul edildiği' belirtilmiştir. Buna karşılık, aynı kararda bu yaş grubundaki çocukların 'suçun anlam ve sonuçlarını kavrayamadıkları iddiasının, tam ve kısmi akıl hastalığına ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirileceği' ifade edilmiştir. Bu iki tespit, 'irade yeteneği' ile 'algılama yeteneği' arasında nasıl bir ayrım yapıldığını göstermektedir?
Bu iki tespit, kusur yeteneğinin iki temel unsuru olan 'algılama yeteneği' (anlama) ve 'irade yeteneği' (davranışlarını yönlendirme) arasında, 15-18 yaş grubu çocuklar için kanun koyucunun yaptığı net ayrımı göstermektedir. 1. **Algılama Yeteneği (Anlama Yeteneği):** - Bu, bir kişinin yaptığı eylemin fiziksel niteliğini, dış dünyadaki sonuçlarını ve hukuken bir haksızlık (suç) teşkil ettiğini anlayabilme kapasitesidir. - CGK kararına göre, 15-18 yaş grubundaki bir gencin, kural olarak, bir yetişkin gibi 'algılama yeteneğine' sahip olduğu kabul edilir. Yani, yaptığı şeyin ne olduğunu ve yanlış (hukuka aykırı) olduğunu anladığı varsayılır. - Bu varsayımın aksi, ancak TCK m. 32'de düzenlenen 'akıl hastalığı' veya benzeri patolojik bir durumun varlığı halinde iddia ve ispat edilebilir. Eğer bu yaş grubundaki bir çocuğun algılama yeteneğinin olmadığı veya azaldığı iddia ediliyorsa, bu durum yaş küçüklüğü (TCK m. 31) kapsamında değil, akıl hastalığı (TCK m. 32) kapsamında bir uzman raporuyla değerlendirilir. 2. **İrade Yeteneği (Davranışlarını Yönlendirme Yeteneği):** - Bu, algıladığı şeyin yanlış olduğunu bilen bir kişinin, bu bilgisine uygun olarak davranışlarını kontrol edebilme, kendini o eylemi yapmaktan alıkoyabilme gücüdür. - CGK kararının vurguladığı 'normatif kabul' işte bu noktadadır. Kanun koyucu, 15-18 yaş grubundaki bir gencin, yaptığı şeyin yanlış olduğunu 'anlasa bile', ergenlik döneminin getirdiği psikolojik özellikler (dürtüsellik, akran baskısına yatkınlık, risk algısının düşüklüğü vb.) nedeniyle, davranışlarını bir yetişkin kadar etkin bir şekilde 'yönlendirme' yeteneğinin zayıf olduğunu tartışmasız bir kural olarak kabul etmiştir. **Sonuç:** Bu ayrım, kanun koyucunun bu yaş grubu için 'anlama' yeteneğini tam, ancak 'kendini kontrol etme' (irade) yeteneğini zayıf kabul ettiğini gösterir. Bu nedenle, bu gençlere atfedilen kusur, bir yetişkinden daha azdır ve bu 'azalmış kusur', TCK m. 31/3 uyarınca zorunlu bir ceza indirimini gerektirir. Algılama yeteneği sorunu ise ancak bir akıl hastalığı iddiası varsa gündeme gelir.