Fiili işlediği sırada 17 yaşında olan ve 5237 sayılı TCK'nın 197/1. maddesindeki (parada sahtecilik) suçu işleyen SSÇ hakkında, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/572 sayılı kararında, temel ceza alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezasına esas gün sayısının alt sınırdan uzaklaştırılarak belirlenmesi 'çelişki' olarak nitelendirilmiştir. Bu 'çelişkinin' hukuki temelini ve TCK m. 61'deki cezanın bireyselleştirilmesi ilkesiyle bağlantısını açıklayınız.
Bu 'çelişkinin' hukuki temeli, TCK m. 61'de düzenlenen 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesinin tutarlı bir şekilde uygulanması gerekliliğidir. **Hukuki Temel ve TCK m. 61 ile Bağlantısı:** 1. **Cezanın Bireyselleştirilmesi:** TCK m. 61/1, hakimin temel cezayı belirlerken, suçun işleniş biçimi, failin kastı, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi bir dizi ölçütü 'birlikte' değerlendirerek bir sonuca varmasını emreder. Bu, cezanın her sanığın somut durumuna göre özel olarak ayarlanması, yani 'bireyselleştirilmesi' anlamına gelir. 2. **Aynı Gerekçeyle Farklı Sonuç Olamaz:** TCK m. 197/1 gibi hem hapis cezasını hem de adli para cezasını birlikte öngören 'seçimlik olmayan' suçlarda, hakim her iki ceza türünün de temel miktarını belirlerken aynı TCK m. 61/1 kriterlerini kullanır. Hakim, bu kriterleri değerlendirerek sanık lehine bir sonuca varmış ve hapis cezasını en alt sınırdan (örneğin 2 yıl) tayin etmişse, bu, sanığın kusurunun veya fiilinin haksızlık içeriğinin 'asgari düzeyde' olduğu yönünde bir takdir kullandığı anlamına gelir. 3. **Çelişkinin Doğumu:** Aynı gerekçelerle ve aynı takdirle, hapis cezasını alt sınırdan belirleyen hakimin, adli para cezasına esas alınacak gün sayısını alt sınırdan (örneğin 5 gün) değil de, daha yüksek bir yerden (örneğin 60 gün) belirlemesi, kendi içinde bir çelişki yaratır. Çünkü aynı fiil ve aynı fail için, aynı anda hem 'kusur asgari düzeydedir' (hapis cezası için) hem de 'kusur asgarinin üzerindedir' (para cezası için) denilmiş olur. Bu durum, cezanın bireyselleştirilmesinde kullanılan takdirin tutarsız ve keyfi olduğu izlenimini yaratır. **Yargıtay'ın Yaklaşımı:** Yargıtay, bu tür durumları 'gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki' olarak nitelendirir. Hakim, eğer adli para cezasını alt sınırdan uzaklaştırarak belirleyecekse, bunun için hapis cezasını alt sınırdan belirlemesini haklı kılan gerekçelerden farklı, özel ve somut gerekçeler (örneğin, suçtan elde edilen haksız menfaatin yüksekliği gibi) göstermelidir. Aksi takdirde, her iki ceza türünün de temel miktarının aynı gerekçelerle ve birbiriyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle Yargıtay, bu çelişkiyi bir bozma nedeni olarak görmektedir.