İYUK m. 28/3, idari yargı kararlarının uygulanmaması halinde idare aleyhine 'maddi ve manevi tazminat davası' açılabileceğini düzenler. Danıştay 5. Dairesi'nin 2013/5655 sayılı kararında, Teftiş Kurulu Başkanlığı görevine iade edilmeyen davacıya manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Manevi zararın unsurları nelerdir ve bir yargı kararının uygulanmaması, davacıda nasıl bir 'manevi zarar' oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249466

Manevi zarar, bir kişinin kişilik haklarına (şeref, haysiyet, itibar, özel hayat vb.) yapılan hukuka aykırı bir saldırı sonucunda duyduğu elem, keder, üzüntü ve yaşama sevincindeki azalmayı ifade eder. Bu, malvarlığında meydana gelen bir eksilme değil, manevi dünyasındaki bir sarsıntıdır. Bir yargı kararının idare tarafından uygulanmaması, davacıda şu şekillerde 'manevi zarar' oluşturur ve Danıştay 5. Dairesi kararının temelinde de bu unsurlar yatar: 1. **Hukuki Güvensizlik ve Hayal Kırıklığı:** Vatandaş, hukuka aykırı olduğunu düşündüğü bir işleme karşı yargıya başvurur, uzun bir yargılama süreci sonunda haklılığını kanıtlar ve lehine bir karar alır. Bu kararın, kendisini haksız yere o konuma getiren idare tarafından hiçe sayılması, kişide adalet sistemine ve hukuk devletine olan güvenin sarsılmasına, derin bir hayal kırıklığına ve çaresizlik hissine yol açar. Bu, başlı başına bir manevi zarardır. 2. **İtibar Kaybının Devamı:** Danıştay kararındaki olayda, davacı haksız yere görevden alınmıştır. Yargı kararı, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederek davacının itibarını iade etmiştir. Ancak idarenin kararı uygulamaması, davacının mesleki ve sosyal çevresinde 'görevine dönemeyen', 'sorunlu' veya 'istenmeyen' bir kişi olarak algılanmaya devam etmesine neden olur. Bu durum, kişinin şeref ve haysiyetini zedelemeye devam eder. 3. **Elem ve Üzüntünün Sürmesi:** Hukuka aykırı işlem nedeniyle yaşanan ilk üzüntü ve stres, yargı kararıyla bir nebze olsun hafifler. Ancak kararın uygulanmaması, bu üzüntünün yeniden canlanmasına, hatta artarak devam etmesine neden olur. Kişi, hakkını yargı yoluyla bile alamadığı düşüncesiyle sürekli bir endişe ve elem içinde yaşar. 4. **Kişilik Haklarının İhlali:** Yargı kararının uygulanmaması, kişinin kanunla güvence altına alınmış olan 'hak arama özgürlüğü'nün sonuçsuz bırakılmasıdır. Bu durum, kişinin bir hukuk süjesi olarak devlet karşısındaki değerinin ve onurunun zedelenmesi anlamına gelir. Danıştay, bu unsurları göz önünde bulundurarak, yargı kararını uygulamamanın kendisinin bir 'ağır hizmet kusuru' olduğunu ve bu kusurun, davacıda manevi zarara yol açmasının kaçınılmaz olduğunu kabul etmektedir. Hükmedilen manevi tazminat, bu zararı bir nebze olsun gidermeyi ve idarenin eylemini kınamayı amaçlar.