Danıştay 13. Dairesi’nin 2015/4574 sayılı kararında, mahkeme kararının uygulanmasına ilişkin bir Fon Kurulu kararının, davacının mevcut hukuki durumunu değiştirdiği ve bu nedenle 'idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' olduğu sonucuna varılmıştır. Bir yargı kararının infazına ilişkin bir idari işlemin, hangi durumlarda yeni bir dava konusu olabileceğini bu karar ışığında açıklayınız.
Bir yargı kararının infazına ilişkin idari işlemler, kural olarak sadece kararın gereklerini yerine getiren ve yeni bir hukuki durum yaratmayan 'uygulama işlemleri'dir ve bunlara karşı dava açılamaz. Ancak Danıştay 13. Dairesi'nin bu kararı, infaz işleminin 'yeni ve davacının hukukunu etkileyen' unsurlar içermesi durumunda, bunun dava konusu edilebilecek 'kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' haline geleceğini göstermektedir. Bu karar ışığında bir infaz işlemi şu durumlarda dava konusu olabilir: 1. **Yargı Kararının Dışına Çıkılması:** Eğer idare, yargı kararının sınırlarını aşarak, kararda öngörülmeyen yeni hükümler veya sonuçlar doğuran bir işlem tesis ederse, bu yeni kısımlar dava konusu edilebilir. Örneğin, mahkeme sadece göreve iadeye karar vermişken, idare iade işleminin yanında kişiyi başka bir şehre atarsa, bu 'naklen atama' kısmı yeni bir dava konusu olur. 2. **Yargı Kararının Eksik veya Farklı Yorumlanarak Uygulanması:** İdare, yargı kararını yanlış yorumlayarak veya eksik uygulayarak davacının hak kaybına neden olan bir işlem tesis ederse, bu işlem de dava konusu edilebilir. Karardaki olayda, mahkeme ecrimisil ve haciz işlemlerini iptal etmiştir. İdare, bu kararı uygularken bir yandan hacizleri kaldırmış, ancak diğer yandan 'satılan taşınmazların eski hale getirilmesinin hukuken mümkün olmadığını' belirterek sadece bedel iadesine karar vermiştir. Bu, iptal kararının 'eski hale getirme' ilkesini tam olarak uygulamayan, davacının mülkiyet hakkını etkileyen yeni bir hukuki durum ve idari karar niteliğindedir. Davacı, bu yorumun ve uygulamanın eksik veya hatalı olduğunu iddia ederek dava açabilir. 3. **Hukuki veya Fiili İmkansızlık İddiasının İşleme Dönüşmesi:** İdarenin, yargı kararını 'hukuki veya fiili imkansızlık' nedeniyle tam olarak uygulayamayacağını belirten ve bu temelde bir karar aldığı işlem, davacının haklarını doğrudan etkileyen ve hukuka uygunluk denetimine tabi tutulması gereken kesin bir idari işlemdir. Davacı, idarenin imkansızlık iddiasının yerinde olmadığını ileri sürerek bu kararın iptalini isteyebilir. Karardaki 'taşınmazların iadesi hukuken mümkün değildir' tespiti, bu duruma bir örnektir. Sonuç olarak, bir infaz işlemi, sadece mekanik bir uygulama olmaktan çıkıp, davacının hukuki durumunda yeni bir etki yaratan, idarenin iradesini ve yorumunu içeren unsurlar taşıdığında, 'kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' niteliği kazanır ve iptal davasına konu edilebilir.