Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2017/1339 sayılı kararında, 12-15 yaş grubundaki sanık hakkında verilen raporda 'davranışını yönlendirme yeteneğinin olmadığına, sınır düzeyde zihinsel işlevsellik ve davranım bozukluğu olduğuna' dair tespitler yer almaktadır. Mahkemenin bu rapora rağmen sanığı TCK m. 31/2 uyarınca cezalandırması neden 'eksik inceleme' olarak görülmüştür? Mahkemenin TCK m. 32'yi (akıl hastalığı) neden değerlendirmesi gerekirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249457

Mahkemenin bu rapora rağmen sanığı TCK m. 31/2 uyarınca cezalandırması, 'eksik inceleme' olarak görülmüştür çünkü mevcut rapor, sanığın durumunun sadece yaşa bağlı bir gelişimsel yetersizlikten (TCK m. 31/2) daha fazlası olabileceğine, altta yatan patolojik bir durumun (TCK m. 32) varlığına işaret etmektedir. Mahkemenin TCK m. 32'yi de değerlendirmesi gerekirdi çünkü: 1. **Raporun İçeriği:** Rapordaki 'sınır düzeyde zihinsel işlevsellik' ve 'davranım bozukluğu' ifadeleri, basit bir yaş küçüklüğü durumunu aşan, tıbbi ve psikiyatrik tanıları ima eden bulgulardır. Özellikle 'davranışını yönlendirme yeteneğinin olmadığı' tespiti, TCK m. 31/2'nin 'yeterince gelişmemiş olması' halinden daha ağır bir durumu, hatta TCK m. 32'deki 'tamamen ortadan kalkması' veya 'önemli derecede azalması' hallerini akla getirmektedir. 2. **Kusur Yeteneğinin İki Unsuru:** TCK m. 31/2, 'algılama VEYA yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması' halinde ceza sorumluluğunun olmadığını belirtir. Rapor, 'yönlendirme yeteneğinin olmadığını' açıkça tespit etmiştir. Bu tespit, tek başına TCK m. 31/2'nin ilk cümlesi uyarınca ceza sorumluluğunun kaldırılmasını gerektirebilecek güçtedir. Mahkemenin bu tespiti göz ardı ederek doğrudan ceza indirimi yoluna gitmesi, kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil eder. 3. **TCK m. 32 Kapsamında Değerlendirme Zorunluluğu:** 'Sınır düzeyde zihinsel işlevsellik' ve 'davranım bozukluğu' gibi tanılar, TCK m. 32'de bahsi geçen 'akıl hastalığı' veya 'zayıflığı' kapsamında değerlendirilebilecek durumlardır. Bu tür bulgularla karşılaşıldığında, mahkemenin yapması gereken, bu durumun sanığın 'işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltıp azaltmadığı veya tamamen kaldırıp kaldırmadığını' netleştirmek için Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'ndan kesin bir rapor almaktır. Yargıtay, mevcut raporun yarattığı bu ciddi şüphe karşısında, mahkemenin daha ileri bir tetkik yapmadan (İhtisas Kurulu raporu almadan) ve TCK m. 32'yi tartışmadan, sanığın cezai sorumluluğunun var olduğunu varsayarak hüküm kurmasını 'eksik araştırma' ve hukuka aykırı bulmuştur.