Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/16 sayılı muhalefet şerhinde, 'hukuka aykırı olarak elde edilen bu deliller sanığın önüne konulup, buna karşı diyecekleri sorularak alınan savunmanın dış müdahaleler olmaksızın, özgür iradeye dayanılarak yapıldığı söylenemez' denilmektedir. Bu görüş, CMK m. 148'deki 'yasak usullerle' elde edilen ikrarın geçersizliği kuralının, hukuka aykırı delillerin dolaylı etkisini de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini mi savunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249453

Evet, bu muhalefet şerhi, CMK m. 148'deki yasak sorgu yöntemleri ile elde edilen ikrarın geçersizliği kuralının, dar bir yorumla sadece fiziki veya psikolojik baskıyı değil, aynı zamanda sanığın iradesini sakatlayan diğer dolaylı durumları da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu görüş, 'zehirli ağacın meyvesi' (fruit of the poisonous tree) doktrininin, sadece maddi deliller için değil, sanığın beyanları (ikrar) için de uygulanması gerektiğini ima eder. Bu görüşün temel mantığı şudur: 1. **İradenin Sakatlanması:** CMK m. 148, sanığın beyanının 'özgür iradesine' dayanması gerektiğini temel bir ilke olarak koyar. Şerhe göre, hukuka aykırı bir yöntemle (örneğin usulsüz arama) elde edilmiş ve aslında delil niteliği taşımayan bir bulgunun, sanki meşru bir delilmiş gibi sanığın önüne konulması, sanığı 'aldatma' veya 'hataya sürükleme' yoluyla iradesini sakatlayan bir 'yasak usul' niteliğindedir. 2. **Seçeneklerin Ortadan Kaldırılması:** Sanık, karşısında hukuken geçersiz olan ancak kendisine 'kesin delil' olarak sunulan bir bulguyla karşılaştığında, susma hakkını kullanma veya suçu reddetme seçeneklerinin anlamsız olduğunu düşünebilir. Bu durumda verdiği ikrar, gerçek bir seçimin ürünü değil, hukuka aykırı delilin yarattığı zorunlu bir sonuçtur. Özgür iradeyle değil, bir nevi 'psikolojik cebir' altında verilmiş sayılır. 3. **Geniş Yorum:** Muhalefet şerhi, CMK m. 148'de sayılan 'işkence, yorma, aldatma, cebir...' gibi ifadelerin sınırlı sayıda (tahdidi) değil, örnek olarak (tadadi) sayıldığını ve sanığın iradesini bozan her türlü müdahalenin bu kapsama gireceğini savunur. Hukuka aykırı bir delili yasalmış gibi kullanarak sanıktan ikrar almak, bu anlamda bir 'aldatma' ve 'ruhi müdahale'dir. Bu nedenle bu yolla elde edilen ikrar da, tıpkı hukuka aykırı delilin kendisi gibi, hükme esas alınamamalıdır.