Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2018/230 sayılı kararında, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında TCK m. 31/3 uygulanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıca, 5275 sayılı Kanun m. 106/4 uyarınca, çocuklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilemeyeceği belirtilmiştir. Bu iki kural, çocuk adalet sisteminin ceza ve infaz hukukundaki temel felsefesini nasıl yansıtmaktadır?
Bu iki kural, çocuk adalet sisteminin hem ceza (maddi hukuk) hem de infaz hukuku aşamalarında, çocukları yetişkinlerden farklı bir hukuki rejime tabi tutan ve 'çocuğun üstün yararını' gözeten temel felsefesini yansıtmaktadır. 1. **TCK m. 31/3 Uygulanmaması (Ceza Hukuku Boyutu):** - **Felsefesi:** Bu kural, 15-18 yaş grubundaki çocukların kusur yeteneklerinin tam olarak gelişmediği, iradelerinin daha zayıf olduğu ve cezanın onlar üzerindeki etkisinin daha yıkıcı olabileceği kabulüne dayanır. Amaç, cezalandırmaktan çok, çocuğu rehabilite etmek ve topluma kazandırmaktır. Zorunlu indirim, cezanın bu yaş grubunun 'azalmış kusur yeteneği' ile orantılı olmasını sağlar. - **Yansıması:** Bu indirimin uygulanmaması, çocuğu bir yetişkinle aynı kusur yeteneğine sahip kabul etmek anlamına gelir ki bu, kanunun ruhuna ve çocuk adalet sisteminin temel felsefesine aykırıdır. Bu nedenle Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni sayılmaktadır. 2. **Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmemesi (İnfaz Hukuku Boyutu - 5275 S.K. m. 106/4):** - **Felsefesi:** Bu kuralın temelinde, çocukların hürriyetinden yoksun bırakılmasının 'en son çare' (ultima ratio) olması ilkesi yatar. Adli para cezasını ödeyememe gibi mali bir nedenle, bir çocuğun gelişimini son derece olumsuz etkileyecek olan hapis cezası ile karşı karşıya kalması, 'çocuğun üstün yararı' ilkesine aykırı görülmüştür. Kanun koyucu, çocuğun mali imkansızlıklar nedeniyle hürriyetini kaybetmesini önlemek istemiştir. - **Yansıması:** Hükümde, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine dair ihtar yapılması, infaz hukukunun çocuğa tanıdığı bu özel güvencenin ihlalidir. Yargıtay, bu ihtarın hükümden çıkarılması gerektiğine karar vererek, cezanın infazı aşamasında dahi çocuğun korunması gerektiğini vurgulamıştır. Ödenmeyen bu ceza, hapse çevrilmek yerine 6183 sayılı Kanun'a göre amme alacağı olarak tahsil edilmeye çalışılır. Sonuç olarak, her iki kural da, suç işleyen çocuğa yönelik ceza adaleti sisteminin, failin yaşını ve gelişimsel özelliklerini dikkate alan, cezalandırıcı değil onarıcı ve koruyucu bir yaklaşımla hareket etmesi gerektiğini ortaya koyan temel prensiplerdir.