Danıştay 1. Dairesi'nin 2016/366 sayılı istişari görüşünde, yargı kararıyla Komiser Yardımcılığı Kursuna katılma hakkı kazanan adayların, sonradan yapılan mevzuat değişikliği ile bu kursun kaldırılması ve yerine farklı şartlar arayan 'Polis Amirleri Eğitimi Merkezi'nin kurulması karşısındaki durumu ele alınmıştır. Dairenin, bu konuda 'düşünce bildirilmesine yer olmadığına' karar vermesinin temel sebebi nedir? Bu karar, idarenin 'hukuki imkansızlık' iddiasının yargısal denetiminin nasıl yapılması gerektiğini ima etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249443

Danıştay 1. Dairesi'nin 'düşünce bildirilmesine yer olmadığına' karar vermesinin temel sebebi, istişari görüş kurumunun niteliği ve sınırları ile ilgilidir. Daire, talep edilen konunun artık 'istişari' bir nitelik taşımadığını, somut 'idari davalara' konu olduğunu tespit etmiştir. Temel Sebepler: 1. **Yargısal Uyuşmazlığa Dönüşme:** Kararda belirtildiği üzere, hak sahibi adaylardan bazıları, kursa çağrılmamalarına ilişkin idari işlemlerin iptali istemiyle idare mahkemelerinde davalar açmışlardır. Hatta bu davalarda yürütmenin durdurulması gibi kararlar da verilmiştir. Bir konu, somut bir idari uyuşmazlık olarak yargı önüne taşındığında, o konuda artık soyut ve genel bir 'istişari görüş' bildirilmesi, yargının görev alanına müdahale anlamına gelir. 2. **İstişari Görüşün Niteliği:** İstişari görüş (Danıştay Kanunu m. 23/e), idarelerin gelecekte yapacakları düzenleme veya işlemlerde karşılaşabilecekleri hukuki tereddütleri gidermek amacıyla, henüz bir uyuşmazlık doğmadan önce alınan bir danışma hizmetidir. Oysa olayda, idare zaten bir karar (adayları kursa çağırmama) almış, bu karar idari işlemlere dönüşmüş ve bu işlemler dava konusu olmuştur. Konu artık 'istişari' değil, 'kazai' (yargısal) bir nitelik kazanmıştır. **Hukuki İmkansızlık İddiasının Yargısal Denetimi İması:** Dairenin bu kararı, idarenin öne sürdüğü 'hukuki imkansızlık' iddiasının geçerli olup olmadığının, soyut bir istişari görüşle değil, açılmış olan somut davalarda, yargı yerlerince denetleneceğini ima etmektedir. Yani, mahkemeler: - Mevzuat değişikliğinin, davacıların 'kazanılmış haklarını' veya 'haklı beklentilerini' ortadan kaldırıp kaldırmadığını, - İptal kararının geriye yürüyen etkisinin, sonradan çıkan kanundan etkilenip etkilenmeyeceğini, - İdarenin, davacıları mağdur etmeyecek alternatif çözümler (örneğin yeni kurulan merkeze sınavsız alma gibi) bulma yükümlülüğü olup olmadığını, 'hukuk devleti', 'adalet' ve 'hakkaniyet' ilkeleri çerçevesinde değerlendirecektir. Sonuç olarak Danıştay, 'hukuki imkansızlık' gibi idarenin yargı kararını uygulamasına engel teşkil ettiği iddia edilen karmaşık hukuki sorunların çözüm yerinin, idari davalara bakan mahkemeler olduğunu, istişari görüş yoluyla bu yargısal denetimin önüne geçilemeyeceğini belirtmiştir.