Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6839 sayılı kararında, mahkemenin TCK m. 31/3 (15-18 yaş) yerine yanılgıyla TCK m. 31/2 (12-15 yaş) uygulayarak eksik ceza tayin etmesi, aleyhe temyiz olmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır. Bu durum, CMUK m. 326/son (reformatio in peius yasağı - aleyhe bozma yasağı) ilkesinin, kanunun açıkça yanlış uygulanması halinde dahi sanık lehine nasıl işlediğini gösterir?
Bu karar, ceza muhakemesi hukukunun en temel ilkelerinden biri olan 'reformatio in peius yasağı'nın (aleyhe değiştirme/bozma yasağı) somut bir uygulamasını göstermektedir. Bu ilke, CMUK m. 326/son maddesinde düzenlenmiştir ve temyiz kanun yoluna sadece sanık (veya onun lehine C. Savcısı veya müdafii) tarafından başvurulması halinde, temyiz incelemesi sonucu verilecek cezanın, temyiz edilen karardaki cezadan daha ağır olamayacağını ifade eder. Kararın gösterdiği hususlar şunlardır: 1. **Kazanılmış Hak:** Sanık lehine olan bir hüküm, sadece sanık tarafından temyiz edildiğinde, hükmün sonucu (verilen ceza miktarı) sanık için bir 'kazanılmış hak' haline gelir. Yargıtay, incelemesi sırasında hükümde sanık aleyhine, yani daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir hukuka aykırılık tespit etse bile, aleyhe temyiz (örneğin katılan veya C. Savcısı tarafından sanık aleyhine) olmadığı için bu hukuka aykırılığı düzelterek cezayı artıramaz. 2. **Kanuna Aykırılığın Niteliği Önemli Değildir:** Aleyhe bozma yasağı, kanuna aykırılığın niteliğine bakmaz. Olayda, mahkeme açıkça yanlış kanun maddesini (TCK m. 31/2'yi 31/3 yerine) uygulamış ve bu nedenle verilmesi gerekenden daha az ceza (1/2 indirim, 1/3 yerine) vermiştir. Bu, bariz bir kanuna aykırılıktır. Ancak, bu aykırılık sanık lehine bir sonuç doğurduğu ve aleyhe temyiz de olmadığı için, Yargıtay bu hatayı düzeltemez. 3. **İlkenin Amacı:** Bu yasağın amacı, sanığı, 'temyiz edersem cezam artabilir' endişesinden kurtararak, kanun yoluna başvurma hakkını özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Eğer bu yasak olmasaydı, sanıklar, aleyhlerindeki bariz hataları bile, cezanın daha da ağırlaşması korkusuyla temyiz etmekten çekinebilirlerdi. Sonuç olarak, Yargıtay 18. CD kararı, aleyhe bozma yasağının, kanuna açık aykırılıklar pahasına dahi olsa sanığın lehine olan sonucu koruduğunu ve kanun yoluna başvuru hakkını güvence altına alan çok güçlü bir ilke olduğunu göstermektedir. Yargıtay, hatayı tespit edip kararında belirtmiş, ancak 'aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı' şerhini düşerek hükmü onamıştır.