Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2017/5899 sayılı kararında, 15-18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuk hakkında TCK m. 31/3 uyarınca indirim yapılmaması doğrudan bir bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, TCK m. 31/3'teki indirimin 'takdiri' mi yoksa 'zorunlu' mu olduğunu göstermektedir? Bu zorunluluğun altında yatan ceza politikası anlayışı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249441

Bu karar, TCK m. 31/3'te öngörülen ceza indiriminin, hakimin takdirine bırakılmış bir seçenek değil, uygulanması 'zorunlu' (emredici) bir kural olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Mahkemenin, bu yaş grubundaki bir çocuk hakkında bu indirimi uygulamama gibi bir yetkisi yoktur. Uygulanmaması, doğrudan kanuna aykırılık teşkil eder ve mutlak bir bozma nedenidir. Bu zorunluluğun altında yatan ceza politikası anlayışı, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi ve modern ceza hukukunun 'azalmış kusur yeteneği' kavramına dayanır: 1. **Normatif Olarak Kabul Edilen İrade Zayıflığı:** Kanun koyucu, 15-18 yaş aralığındaki gençlerin, biyolojik ve psikolojik olarak tam bir yetişkin olgunluğuna erişmediklerini, davranışlarını yönlendirme (irade) yeteneklerinin bir yetişkine kıyasla daha zayıf olduğunu bilimsel bir gerçek olarak kabul etmiştir. Bu bir 'kanuni karine'dir. Bu nedenle, işledikleri suçtan dolayı onlara atfedilecek kusur, bir yetişkine göre daha azdır. 2. **Cezanın Özel Önleme Amacı:** Bu yaş grubundaki çocuklara verilecek cezanın temel amacı, onları cezalandırmaktan çok, yeniden topluma kazandırmak ve rehabilite etmektir (özel önleme). Tam ceza verilmesinin, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği, onu toplumdan daha da koparacağı ve 'suçlu' olarak etiketlenmesine neden olacağı düşünülmektedir. İndirimli ceza, bu olumsuz etkileri azaltmayı hedefler. 3. **Uluslararası Sözleşmelere Uyum:** Bu yaklaşım, başta BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme olmak üzere, çocuk adalet sistemine ilişkin uluslararası belgelerle de uyumludur. Bu belgeler, çocuklara verilecek cezaların onların yaşı ve gelişim düzeyleriyle orantılı olmasını ve hürriyeti bağlayıcı cezaların en son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanmasını tavsiye etmektedir. Dolayısıyla, TCK m. 31/3'teki zorunlu indirim, bu yaş grubundaki çocukların kusur yeteneğinin tam olmadığı ve cezanın ıslah edici amacının ön planda tutulması gerektiği yönündeki ceza politikası tercihinin bir sonucudur.