YCGK 2018/591 sayılı kararında 'delil yasakları', 'delil elde etme yasakları' ve 'delil değerlendirme yasakları' olarak ikiye ayrılmıştır. Bu iki yasak türü arasındaki temel fark nedir? 'Tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması' ile 'tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması' örneklerini bu ayrım çerçevesinde açıklayınız.
Bu ayrım, hukuka aykırılığın muhakemenin hangi aşamasında ve ne şekilde ortaya çıktığına dayanır. Temel fark şudur: 1. **Delil Elde Etme Yasakları:** Bu yasaklar, delilin soruşturma veya kovuşturma aşamasında toplanması, yani 'elde edilmesi' sürecindeki usulsüzlüklerle ilgilidir. Hukuka aykırılık, delilin kaynağında, doğduğu anda mevcuttur. Bu tür bir yasak ihlal edildiğinde, elde edilen delil 'hukuka aykırı delil' (zehirli ağaç) haline gelir ve kural olarak hiçbir şekilde kullanılamaz. - **Örnek: 'Tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması' (CMK m. 45, 46).** Bu durumda, tanığın beyanı alınırken, yani delil 'elde edilirken' kanunun emredici bir usul kuralı ihlal edilmiştir. Tanığa çekinme hakkı hatırlatılmadan alınan ifadesi, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilmiş bir delildir ve hükme esas alınamaz. Aykırılık, delilin elde edilme anındadır. 2. **Delil Değerlendirme Yasakları:** Bu yasaklarda ise delil, elde edilirken hukuka uygun olabilir. Ancak kanun koyucu, belirli sosyal, ahlaki veya hukuki gerekçelerle, hukuka uygun olarak elde edilmiş olsa bile, bu delilin duruşmada ortaya konulmasını, tartışılmasını ve hükme esas alınmasını (değerlendirilmesini) yasaklamıştır. Hukuka aykırılık, delilin 'kullanılması' aşamasında ortaya çıkar. - **Örnek: 'Tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması' (CMK m. 210/1, m. 46/2).** Soruşturma aşamasında, tanığa çekinme hakkı usulüne uygun hatırlatılmış ve tanık bu hakkını kullanmayarak ifade vermiş olabilir. Bu ifade, elde edilirken hukuka uygundur. Ancak aynı tanık, kovuşturma aşamasında duruşmaya geldiğinde çekinme hakkını kullanırsa, kanun onun bu soruşturma aşamasındaki hukuka uygun ifadesinin dahi duruşmada okunmasını yasaklar. Burada yasaklanan, delilin kendisi değil, onun duruşmada 'değerlendirilmesidir'. **Özetle:** Elde etme yasağı, delilin 'doğumunu' sakatlar. Değerlendirme yasağı ise, sağlıklı doğmuş bir delilin 'kullanımını' engeller. Her ikisi de nihayetinde delilin hükme esas alınmasını önler, ancak hukuka aykırılığın ortaya çıktığı aşama ve nedenleri farklıdır.