CMK m. 217/2 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir' derken, YCGK 2018/591 sayılı kararı 'maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır' demektedir. Bu iki ifade arasındaki ilişkiyi, 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı ile 'usul hukukunun güvence fonksiyonu' arasındaki denge açısından yorumlayınız.
Bu iki ifade birbiriyle çelişmez, aksine birbirini tamamlar ve modern ceza muhakemesi hukukunun temel felsefesini özetler. Aralarındaki ilişki, amaç ve araç arasındaki dengeyi kurar. 1. **Amaç: Maddi Gerçeğe Ulaşmak (CMK m. 217/2'nin İlk Kısmı):** Ceza muhakemesinin temel amacı, bir suç işlenip işlenmediğini, işlenmişse kim tarafından ve nasıl işlendiğini, yani 'maddi gerçeği' ortaya çıkarmaktır. CMK m. 217/2'deki 'her türlü delille ispat edilebilir' ifadesi, bu amaca ulaşmak için delil serbestliği ilkesini benimser. Yani, kanunda sayılanlarla sınırlı olmayan, olayı aydınlatabilecek her şey delil olarak kullanılabilir. 2. **Sınır: Hukuka Uygunluk (CMK m. 217/2'nin İkinci Kısmı ve YCGK Kararı):** Maddi gerçeğe ulaşma amacı, sınırsız ve mutlak değildir. Bu amaca ulaşılırken kullanılacak araçların (delil elde etme yöntemlerinin) belirli sınırlar içinde kalması gerekir. Bu sınır, 'hukuka uygunluktur'. YCGK'nın 'her ne pahasına olursa olsun değil' ifadesi, işte bu sınırı vurgular. Maddi gerçeğe ulaşmak uğruna, Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler (özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, işkence yasağı, adil yargılanma hakkı vb.) feda edilemez. **Denge:** Usul hukuku sadece maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayan bir araç değil, aynı zamanda bireyi devletin gücü karşısında koruyan bir 'güvence' fonksiyonuna sahiptir. CMK m. 217 ve YCGK kararı, bu dengeyi şöyle kurar: Devlet, maddi gerçeği araştırırken 'her türlü delili' kullanma yetkisine sahiptir, ancak bu yetkiyi kullanırken bireyin temel haklarını ihlal edemez. Eğer bir delil, bu haklar ihlal edilerek (hukuka aykırı olarak) elde edilmişse, maddi gerçeği ne kadar aydınlatırsa aydınlatsın, ceza muhakemesi sisteminin dışına atılır ve hükme esas alınamaz. Bu, hukuk devletinin, amaca ulaşmak için her yolun mübah sayılamayacağı yönündeki temel kabulünün bir yansımasıdır.