Danıştay 15. Dairesi’nin 2017/6672 sayılı kararında, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tazminat başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali yönündeki mahkeme kararının, 'güvenlik sebebiyle mahallinde keşif yapılamaması' nedeniyle uygulanamadığı belirtilmiştir. Bu durum, yargı kararının uygulanmasında 'fiili imkansızlık' kavramına bir örnek midir? İdarenin bu imkansızlığı ortadan kaldırmak için ne gibi yükümlülükleri vardır?
Evet, bu durum yargı kararının uygulanmasında 'fiili imkansızlık' kavramına tipik bir örnektir. Fiili imkansızlık, idarenin bir yargı kararını hukuken veya iradi olarak uygulamak istemesine rağmen, kendi kontrolü dışındaki maddi veya fiili engeller (savaş, doğal afet, güvenlik sorunları vb.) nedeniyle kararın gereklerini yerine getirememesi halidir. Ancak bu durum, idareyi kararı uygulama yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz. Danıştay 15. Dairesi'nin kararında, idarenin bu imkansızlık iddiasının 'meşru' kabul edilebilmesi ve sorumluluktan kurtulabilmesi için bazı yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiği ima edilmektedir: 1. **İmkansızlığı Belgeleme ve Kanıtlama:** İdare, fiili imkansızlık iddiasını soyut olarak ileri süremez. Güvenlik sorunları nedeniyle keşif yapılamadığını, ilgili askeri veya mülki makamlardan alacağı resmi yazılarla, somut olarak kanıtlamak zorundadır. 2. **Alternatif Yöntemleri Araştırma ve Uygulama:** İdare, fiili imkansızlığı aşmak için elindeki tüm imkanları kullanmakla yükümlüdür. Nitekim kararda, idarenin bu sorunu aşmak için 'Uzaktan Algılama Yöntemi' (hava fotoğrafları vb.) ile tespit çalışması başlattığı belirtilmiştir. Bu, idarenin iyi niyetli olarak kararı uygulamak için çaba gösterdiğini ortaya koyar. İdarenin hiçbir alternatif çözüm aramadan pasif kalması, hizmet kusurunu oluşturur. 3. **Sürecin Şeffaf ve Katılımcı Yürütülmesi:** Danıştay, idarenin bu alternatif yöntemleri uygularken dahi, davacıyı ve diğer ilgilileri (muhtar vb.) sürece dahil etmesi, onlara beyanda bulunma hakkı tanıması gerektiğini vurgulamıştır. Bu, hukuki dinlenilme hakkının yargı kararının infazı aşamasında da devam ettiğini gösterir. 4. **Geçici Olmama:** Fiili imkansızlığın sürekli ve sonsuz bir mazeret olarak ileri sürülmesi kabul edilemez. İdare, imkansızlık halinin ortadan kalkması için gerekli tedbirleri almak ve durumu sürekli olarak gözden geçirmekle yükümlüdür. Sonuç olarak, fiili imkansızlık geçici bir mazeret olabilir, ancak idareyi kararı uygulama ve davacının hakkını teslim etme yönündeki nihai yükümlülüğünden kurtarmaz. İdarenin bu süreçteki çabası ve iyi niyeti, tazminat sorumluluğunun doğup doğmayacağının belirlenmesinde kritik bir rol oynar.