İtirazın iptali davasında dava dilekçesinin icra takibine itiraz eden vekile tebliğ edilmesi durumunda, bu tebligatın geçersiz sayılmasının hukuki sonuçları nelerdir? Bu durum, HMK m. 27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı'nın hangi unsurlarını ihlal eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249415

Dava dilekçesinin YİBBGK 2021/1 E. kararına aykırı olarak asıl yerine vekile tebliğ edilmesi, usulsüz bir tebligat teşkil eder ve ciddi hukuki sonuçlar doğurur: 1. **Yargılamanın İadesi Sebebi:** Eğer davalı asıl, davadan haberdar olamadığı için savunma yapamamış ve dava aleyhine sonuçlanmışsa, kararın kesinleşmesinden sonra 'yargılamanın iadesi' yoluna başvurabilir. Çünkü taraf teşkilinin usulsüz yapılması ve savunma hakkının kısıtlanması, HMK m. 375/1-g uyarınca bir yargılamanın iadesi sebebidir. 2. **Temyiz/İstinaf Aşamasında Bozma Sebebi:** Dava devam ederken veya kanun yolu aşamasında bu usulsüzlük fark edilirse, bu durum tek başına bir bozma nedenidir. Mahkeme, taraf teşkili sağlanmadan ve davalıya usulüne uygun savunma hakkı tanınmadan yargılamaya devam edip karar veremez. 3. **Sürelerin Başlamaması:** Usulsüz tebligat, kanuni süreleri (örneğin cevap süresi, delil bildirme süresi) başlatmaz. Davalı asıl, durumu öğrendiği tarihten itibaren bu haklarını kullanabilir. Bu usulsüzlük, HMK m. 27'deki 'hukuki dinlenilme hakkı'nın şu unsurlarını doğrudan ihlal eder: a) **Bilgi Sahibi Olunması:** Davalı asıl, kendisine karşı bir dava açıldığından resmi olarak haberdar edilmemiştir. Vekilin haberdar olması, asılın haberdar olduğu anlamına gelmez, zira vekilin o davada temsil görevi üstlenip üstlenmeyeceği belli değildir. b) **Açıklama ve İspat Hakkı:** Davadan haberi olmayan davalı, davaya cevap veremez, savunmalarını ileri süremez, delillerini sunamaz ve karşı tarafın delillerine itiraz edemez. Bu, savunma hakkının tamamen ortadan kaldırılmasıdır. c) **Mahkemenin Açıklamaları Dikkate Alması:** Davalı bir açıklama yapamadığı için, mahkemenin onun açıklamalarını dikkate alması da fiilen imkansız hale gelir. Bu durum, 'silahların eşitliği' ilkesini temelden bozar ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldırır.