Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2011/4583 sayılı kararında, kimliği kollukça bilinen ancak can güvenliği nedeniyle ifade vermek istemeyen muhbirin tanık olarak dinlenmesi gerektiği, bu mümkün olmazsa ihbarının dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Bu kararın, CMK m. 217/1’deki 'duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delil' ilkesi ile Anayasal 'adil yargılanma hakkı' arasındaki ilişkiyi nasıl kurduğunu açıklayınız.
Bu karar, CMK m. 217/1'de yer alan ilkenin, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olduğunu somut bir şekilde göstermektedir. İlişki şu şekilde kurulur: 1. **Doğrudanlık ve Yüz Yüzelik:** Adil yargılanma hakkı, sanığın aleyhindeki delillerle ve bu delilleri sunan kişilerle (tanık, muhbir vb.) doğrudan doğruya yüzleşme, onlara soru sorma ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkanını içerir. Muhbirin kimliği bilinmesine rağmen duruşmaya getirilmemesi, savunma makamının bu temel hakkını elinden alır. Hakimin de, tanığın beyanını sadece bir tutanaktan okuması, onun tavır ve davranışlarını gözlemleyerek beyanının doğruluğu hakkında doğrudan bir kanaat oluşturmasını engeller. 2. **Tartışılmamış Delilin Değersizliği:** CMK m. 217/1, bir bilginin 'delil' niteliği kazanabilmesi için sadece dosyaya girmesinin yetmediğini, aynı zamanda tarafların katılımıyla duruşmada tartışılması gerektiğini emreder. Muhbirin beyanı, o duruşmaya gelip tanıklık yapmadığı ve savunmanın sorularına muhatap olmadığı sürece, 'tartışılmamış bir iddia' veya 'başlangıç şüphesi oluşturan bir bilgi' olarak kalır, ancak hükme esas alınacak bir 'delil' haline gelemez. 3. **Hükmün Dayanağı:** Yargıtay kararı, duruşmada sorgulanamayan bir muhbirin ihbarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağını belirterek, bir kararın ancak adil yargılanma ilkelerine uygun olarak toplanmış ve tartışılmış delillere dayanabileceğini vurgulamıştır. Muhbirin can güvenliği endişesi meşru olsa da, bu durum adil yargılanma hakkının feda edilmesi için bir gerekçe olamaz. Devletin, tanığı koruyacak tedbirleri alarak (gizli tanıklık vb. usullerle) onu duruşmaya getirme yükümlülüğü vardır. Bu başarılamıyorsa, o tanığın beyanı delil olarak kullanılamaz.