19. Ceza Dairesi'nin 2016/2106 sayılı kararında, işyerinde el konulan bir bilgisayar üzerinde arama yapılabilmesi için CMK m. 134'e göre özel bir karar gerektiği, genel arama kararının yeterli olmadığı belirtilmiştir. Bu durum, CMK m. 217/2'deki 'hukuka uygunluk' denetiminin, delilin elde edildiği 'yer' (işyeri) ile delilin 'türü' (dijital materyal) arasında nasıl bir ayrım yaptığını ve her biri için özel usul kurallarının varlığını nasıl teyit ettiğini açıklayınız.
Bu karar, CMK m. 217/2'deki 'hukuka uygunluk' denetiminin tek boyutlu bir kavram olmadığını, delil elde etme sürecinin her aşamasının kendi özel usul kurallarına tabi olduğunu göstermektedir. Karar şu ayrımları netleştirir: 1. **Genel Arama ve Özel Arama Ayrımı:** CMK m. 116 vd. maddeleri genel olarak bir yerde (konut, işyeri vb.) arama yapılmasını düzenler. Ancak kanun koyucu, niteliği gereği daha fazla temel hak ihlali potansiyeli taşıyan bazı delil elde etme yöntemleri için özel ve daha sıkı kurallar öngörmüştür. 2. **Dijital Materyallerin Özel Niteliği:** Bilgisayarlar, cep telefonları gibi dijital materyaller, içerdikleri yoğun ve kişisel veriler nedeniyle özel hayatın gizliliği (Anayasa m. 20) açısından hassas bir konumdadır. Bu nedenle CMK m. 134, bu tür materyaller üzerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri için genel arama kararından farklı, özel koşullar (örn. başka surette delil elde etme imkanının olmaması, kararda hangi hususların aranacağının belirtilmesi vb.) ve usuller (imaj alma, hash değeri tespiti vb.) öngörmüştür. 3. **Hukuka Uygunluğun Kümülatif Değerlendirilmesi:** Yargıtay 19. CD kararı, işyerinde arama yapılması için alınan genel arama kararının, o işyerinde bulunan bir bilgisayarın 'içeriğinde' arama yapmak için yeterli olmadığını belirtmiştir. Yani, hukuka uygunluk için hem işyerine girilmesini sağlayan arama kararının (CMK m. 119) hem de bilgisayarın kendisinde arama yapılmasını sağlayan özel kararın (CMK m. 134) usulüne uygun olması gerekmektedir. Bu şartlardan birinin eksikliği, dijital materyalden elde edilen delili hukuka aykırı kılar ve CMK m. 217/2 uyarınca kullanılamaz hale getirir. Bu, hukuka uygunluğun her bir işlem adımı için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.