Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/1161 sayılı kararında, umuma açık olmayan bir dernek lokaline Cumhuriyet Savcısının 'sözlü talimatı' ile girilerek elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. Bu kararın, CMK m. 119'da belirtilen 'yazılı emir' şartının şekli bir unsurdan öte, temel bir hak olan konut dokunulmazlığının (Anayasa m. 21) güvencesi olduğunu nasıl ortaya koyduğunu açıklayınız.
Bu karar, CMK m. 119'da aranan 'yazılı emir' şartının, bürokratik bir formalite değil, temel hak ve özgürlükleri koruyan esaslı bir usul güvencesi olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kararın önemi şu noktalarda toplanır: 1. **Denetlenebilirlik ve Hukuki Güvenlik:** Sözlü talimat, denetlenemez ve keyfiliğe açıktır. Yazılı emir ise, aramanın gerekçesini, kapsamını, süresini ve hukuki dayanağını somutlaştırır. Bu, hem arama yapılan kişinin haklarını bilmesini sağlar hem de sonradan yapılacak hukuki denetim için bir zemin oluşturur. Sözlü talimatın varlığı ve içeriği sonradan ispatı zor bir iddia olarak kalacaktır. 2. **Anayasal Güvencenin Somutlaşması:** Anayasa'nın 20. (Özel Hayatın Gizliliği) ve 21. (Konut Dokunulmazlığı) maddeleri, bu haklara müdahaleyi 'usulüne göre verilmiş hakim kararı' veya 'kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri' gibi sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Yargıtay kararı, CMK m. 119'daki yazılılık şartının bu anayasal emrin bir gereği olduğunu ve bu şarta uyulmamasının doğrudan doğruya Anayasa'nın ihlali anlamına geleceğini teyit etmektedir. 3. **Hukuka Aykırılığın Tespiti:** Yazılılık şartına uyulmaması, arama işlemini temelden hukuka aykırı hale getirir. Bu hukuka aykırılık, CMK m. 217/2 uyarınca bu arama sonucu elde edilen delillerin 'yasak delil' olmasına ve hükme esas alınamamasına yol açar. Yargıtay 8. CD'nin kararı, bu silsileyi işleterek, usuldeki bir eksikliğin delilin hukuki kaderini nasıl doğrudan etkilediğini göstermiştir.