Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/533 sayılı ByLock kararında, kovuşturma aşamasından sonra dosyaya giren delillerin CMK m. 217 uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması gerektiği belirtilmiştir. Bu zorunluluğun 'çelişmeli yargılama (silahların eşitliği)' ve 'doğrudan doğruyalık' ilkeleri açısından önemini izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #249400

CMK m. 217/1, hakimin kararını 'ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere' dayandırabileceğini emreder. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararı, bu kuralın mutlaklığını ve kovuşturmanın her aşamasında geçerli olduğunu vurgulamaktadır. Bu zorunluluğun ilkeleri şunlardır: 1. **Çelişmeli Yargılama (Silahların Eşitliği):** Kovuşturma sonrası dosyaya giren bir delil, iddia makamının yeni bir argümanı niteliğindedir. Savunma makamının (sanık ve müdafii) bu yeni delilden haberdar edilmesi, onu incelemesi, aleyhindeki yönlerine itiraz etmesi ve lehine olabilecek çıkarımlarda bulunması, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Delilin duruşmada okunup tartışılmaması, savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının özünün ihlali anlamına gelir. 2. **Doğrudan Doğruyalık (Vasıtasızlık):** Bu ilke, hakimin, delillerle doğrudan temas kurarak, araya başka bir vasıta girmeden kanaatini oluşturmasını gerektirir. Dosyaya sonradan giren bir belgenin sadece dosya üzerinden okunması bu ilkeye aykırıdır. Delilin duruşma salonunda, tarafların huzurunda aleni olarak ortaya konulması, tartışılması ve hakimin bu tartışma sürecini bizzat gözlemleyerek delilin güvenirliği ve değeri hakkında kanaat oluşturması esastır. Karar, delilin sadece 'varlığının' değil, 'tartışılmasının' da zorunlu olduğunu göstererek bu iki temel ilkenin önemini ortaya koymaktadır.