Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/437 sayılı kararında, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen 18 gram esrarın, sanığın suçunun sübutuna etkisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum, 'hukuka aykırı delillerin uzak etkisi' veya 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın bu kararı, hukuka aykırı delillerin mutlak olarak değerlendirme dışı bırakılması kuralına bir istisna mı getirmektedir?
Hayır, bu karar bir istisna getirmemektedir. YCGK 2019/437 sayılı kararında, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen 18 gram esrarın hükme esas alınamayacağını CMK m. 217/2 uyarınca teyit etmiştir. Ancak, kararın devamında, bu delil dışarıda bırakıldığında dahi, sanığın elindeki çuvalda 'hukuka uygun şekilde' ele geçirilen diğer uyuşturucu maddelerin miktar ve niteliğinin, suçun sübutu ve vasıflandırılması için yeterli olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, Yargıtay hukuka aykırı delili yok saymış ve geriye kalan hukuka uygun delillerle bir değerlendirme yapmıştır. Bu, 'zehirli ağacın meyvesi' doktrininin bir istisnası değil, tam tersine uygulanmasıdır. Hukuka aykırı delil (zehirli ağaç) ve ondan elde edilen sonuçlar (meyveler) denklemden çıkarılmış, ancak bağımsız ve hukuka uygun başka bir kaynaktan elde edilen delillerle (başka bir ağacın sağlıklı meyvesi) hüküm kurulmuştur. Karar, hukuka aykırılığın sonuca etkili olup olmadığını değerlendirmiş, ancak hukuka aykırı delili meşrulaştırmamıştır.