CMK m. 217/1'de geçen 'vicdani kanaat' kavramı ile maddenin gerekçesinde atıf yapılan Fransız Kanunu'ndaki 'akla dayalı izlenim' ve Portekiz Kanunu'ndaki 'tecrübe kurallarına göre bir takdir' tanımları arasındaki felsefi ve uygulamadaki farkları, Yargıtay'ın 'her türlü şüpheden uzak kesin kanaat' arayışıyla birlikte değerlendiriniz.
CMK m. 217/1'deki 'vicdani kanaat', hakimin delilleri tamamen subjektif ve keyfi bir şekilde değil, hukukun genel ilkeleri, mantık ve hayatın olağan akışı çerçevesinde serbestçe değerlendirmesini ifade eder. Gerekçede belirtilen Fransız hukukundaki 'akla dayalı izlenim' ve Portekiz hukukundaki 'tecrübe kurallarına göre bir takdir' ifadeleri, vicdani kanaatin rasyonel ve deneyimsel bir temele dayanması gerektiğini vurgular. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/591 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ceza muhakemesinin amacı 'maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesidir'. Bu, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir yansımasıdır ve vicdani kanaatin oluşabilmesi için mahkumiyete yetecek derecede, akla ve hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delillerin varlığını şart koşar. Dolayısıyla, bu kavramlar birbiriyle çelişmez; aksine, 'vicdani kanaat'in keyfiyetten uzak, rasyonel, deneyimsel ve şüpheyi yenecek bir kesinlikte olması gerektiğini ortaya koyan, birbirini tamamlayan yaklaşımlardır.