Fail, suç işlemeye karar verdikten sonra maktulün evinin önüne giderek 15 dakika saklanmış ve evine gelen maktulü bıçaklayarak öldürmüştür. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.12.2012 tarihli, 2012/10050 K. sayılı kararında, bu eylem neden tasarlayarak öldürme olarak kabul edilmemiştir?
Yargıtay, bu olayda tasarlamanın koşullarının oluşmadığına karar vermiştir. Bunun temel nedeni, tasarlamanın unsurlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilememiş olmasıdır. Karara göre tasarlamanın kabulü için aranan şartlar şunlardır: 1. **Önceden Verilmiş ve Sebat Gösterilen Karar:** Failin, maktulü öldürmeye önceden karar vermesi ve bu kararında sebat ve ısrar göstermesi gerekir. 2. **Makul Süre:** Karar ile eylem arasında, failin soğukkanlılıkla düşünüp kararından vazgeçebileceği 'makul bir sürenin' geçmesi gerekir. 3. **Plan ve Kurgu:** Eylemin, bu karar ve geçen süre sonunda yapılan bir plan dahilinde işlenmesi gerekir. Somut olayda, sanığın maktulün evinin önüne gidip 15 dakika beklemesi, bir pusu veya plan emaresi olarak görülebilirse de, Yargıtay bu süreyi ve eylemin bütününü tasarlamanın varlığı için 'yeterli ve inandırıcı delil' olarak görmemiştir. Sanığın öldürme kararını ne zaman aldığı, bu kararı almasıyla eylemi işlemesi arasında geçen sürenin 'makul bir süre' olup olmadığı, bu sürede 'ruhi sükunete' ulaşıp ulaşmadığı net olarak saptanamamıştır. 15 dakikalık bekleme, anlık bir kararın ardından gelen bir eylem de olabilir. Tasarlama gibi ağırlaştırıcı bir nedenin uygulanabilmesi için tüm unsurlarının kesin olarak ispatlanması gerekir. Olayda bu unsurların varlığı şüpheli kaldığı için, Yargıtay 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği eylemin tasarlayarak değil, TCK m. 81 kapsamında basit kasten öldürme olarak nitelendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.