Ceza muhakemesinde 'sirayet' ilkesi, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 20.03.2017 tarihli kararında belirtildiği üzere, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkını da kapsar mı? Yargıtay'ın bu konudaki çelişkili görünen içtihatlarını tartışınız.
Bu konuda Yargıtay'ın farklı daireleri veya aynı dairesinin farklı zamanlarda verdiği kararlar arasında çelişkiler bulunmaktadır. 'sen.av.tr'deki makalede de bu çelişkiye dikkat çekilmiştir. * **Temyiz Hakkı Yoktur Görüşü (Y. 10. CD, 20.03.2017, 2017/1117 K.):** Bu görüşe göre sirayet, temyiz etmeyen sanığın hükmünün bozulduğu anlamına gelmez; sanık sadece bozma kararının 'sonucundan yararlandırılır'. Hüküm onun açısından kesinleşmiş olduğundan, sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme yetkisi yoktur. Bu görüş, sirayeti dar yorumlamakta ve kesinleşmiş hüküm kuralına sıkı sıkıya bağlı kalmaktadır. * **Temyiz Hakkı Vardır Görüşü (Y. 10. CD, 24.01.2006, 2006/316 K. ve Karşı Oy):** Bu görüşe göre, bozma üzerine mahkeme 'yeni bir hüküm' kurmaktadır ve önceki hüküm ortadan kalkmaktadır. Ortada yeni ve sanığın hukuki durumunu etkileyen bir hüküm olduğuna göre, sanığın bu yeni hükme karşı kanun yoluna başvurma (temyiz) hakkı doğmalıdır. Bu hak, 'hak arama hürriyeti'nin ve adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Sirayetten yararlanan sanığı, bu yeni hükme karşı savunmasız bırakmak hukuka aykırıdır. Kanunda, sirayetten yararlananın temyiz edemeyeceğine dair açık bir yasak da bulunmamaktadır. **Değerlendirme:** 'Temyiz hakkı vardır' görüşü, hak arama hürriyeti, hukukun genel ilkeleri ve adalet anlayışıyla daha uyumludur. Çünkü bozma sonrası kurulan yeni hüküm, ilk hükümden farklı unsurlar içerebilir ve sanığın bu yeni duruma karşı da söz söyleme hakkı olmalıdır. Sirayet kurumunun sanık lehine bir mekanizma olduğu düşünüldüğünde, bu mekanizmanın sonuçlarını denetleme hakkının sanığın elinden alınması çelişkili bir durum yaratır. Makalede de bu ikinci görüşün daha isabetli olduğu savunulmaktadır.