Bir sanığın kullandığı araçta hem TCK m. 315 kapsamında örgüte sağlanan silahlar hem de TCK m. 174 kapsamında patlayıcı maddeler ele geçirilmiştir. Sanığın örgüt üyesi olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda sanığın cezai sorumluluğu nasıl belirlenmelidir? TCK m. 44 (fikri içtima) bu olayda uygulanabilir mi?
Bu durumda sanığın cezai sorumluluğu, TCK m. 44'te düzenlenen 'farklı neviden fikri içtima' kuralına göre belirlenmelidir. Sanığın eylemi, tek bir 'nakletme' fiili ile birden fazla suç normunu ihlal etmektedir. Bu fiil; 1. Örgüte silah sağlama suçunu (TCK m. 315) oluşturur. 2. Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya nakledilmesi suçunu (TCK m. 174) oluşturur. TCK m. 44, 'İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.' hükmünü amirdir. Sanığın tek bir kasıtla, tek bir eylem (aynı araçla taşıma) gerçekleştirdiği için, bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılması 'non bis in idem' (bir fiilden dolayı birden fazla ceza verilemez) ilkesine aykırı olur. Bu nedenle, mahkemenin yapması gereken, TCK m. 315 ile TCK m. 174'te öngörülen cezaları karşılaştırmak ve hangisi daha ağır ise sanığı sadece o suçtan cezalandırmaktır. * **TCK m. 315:** 10 yıldan 15 yıla kadar hapis. * **TCK m. 174/1:** 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ve adli para cezası. * Eğer patlayıcı madde TCK m. 174/2 kapsamında bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, ceza bir kat artırılır (6 yıldan 16 yıla kadar hapis). Karşılaştırma sonucunda hangi suçun cezası somut olayda daha ağır sonuç doğuruyorsa, sanık o maddeden cezalandırılmalı, diğerinden ise ceza verilmemelidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/422 E. sayılı kararındaki karşı oy da bu hukuki mantığı savunmaktadır. Karşı oy, sanığın tek fiili nedeniyle sadece daha ağır olan 6136 s.K. hükmünden ceza alması, TCK m. 174'ten ise ayrıca ceza verilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı mantık TCK m. 315 ve m. 174 ilişkisi için de geçerlidir.