CMK m. 280'e 7035 sayılı Kanun ile eklenen 3. fıkranın (istinafta sirayet), lafzen CMK m. 306 (temyizde sirayet) ile aynı olması, istinaf kanun yolunun kendine özgü yapısı (duruşma açabilme, yeniden hüküm kurabilme) dikkate alındığında ne gibi uygulama sorunlarına yol açmaktadır? Kanun koyucunun bu iki hükmü neden farklılaştırması gerekirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24911

İki hükmün lafzen aynı olması, farklı nitelikteki iki kanun yolunda aynı usulün uygulanması beklentisini doğurarak şu uygulama sorunlarına yol açmaktadır: 1. **Duruşma Açılması Halinde Belirsizlik:** Temyiz kural olarak dosya üzerinden yapılırken, istinaf duruşma açarak yeniden yargılama yapabilir. Kanun, BAM'ın duruşma açması halinde sirayetten yararlanacak sanığın bu duruşmaya katılıp katılamayacağı, delil sunup sunamayacağı gibi konularda sessiz kalmıştır. Bu durum, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkı ihlali iddialarına zemin hazırlamaktadır. 2. **Yeniden Hüküm Kurulması ve Temyiz Hakkı:** BAM, ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırıp yeniden bir hüküm kurduğunda, sirayetten yararlanan sanığın bu yeni hükmü temyiz edip edemeyeceği belirsizdir. Yargıtay'ın CMK m. 306 için geliştirdiği 'temyiz edemez' içtihadı, istinafın 'yeniden yargılama yapma' doğasına uymamaktadır. Bu durum, hak arama hürriyetini kısıtlayıcı bir sonuç doğurur. 3. **Suç Vasfının Değişmesi:** BAM, duruşma sonucunda suç vasfını sanık aleyhine değiştirebilir (cezayı ağırlaştırmamak kaydıyla). Bu durumda, sirayetten yararlanan sanığın hukuki durumu ne olacaktır? Bu yeni ve daha ağır vasıflandırma ona da sirayet edecek midir? Kanun bu konuda da bir çözüm sunmamaktadır. **Kanun Koyucunun Yapması Gereken Farklılaştırma:** Kanun koyucunun, istinafın 'denetim' ve 'yargılama' fonksiyonlarını bir arada barındırdığını gözeterek CMK m. 280/3'ü daha detaylı düzenlemesi gerekirdi. Örneğin; * BAM tarafından duruşma açılmasına karar verildiğinde, sirayet koşulları bulunan diğer sanıkların da duruşmaya 'taraf olarak' katılmalarının zorunlu olduğu açıkça belirtilmeliydi. * BAM tarafından yeniden hüküm kurulması halinde, sirayetten yararlanan sanığın da bu yeni hükme karşı, koşulları varsa, 'temyiz yoluna başvurma hakkına' sahip olduğu güvence altına alınmalıydı. * Sirayetin kapsamı, özellikle suç vasfının değişmesi gibi durumlarda, 'aleyhe bozmama' kuralı ile uyumlu şekilde netleştirilmeliydi. Bu detayların eklenmemesi, istinafın doğasıyla uyumsuz bir düzenleme ortaya çıkarmış ve uygulamada hukuki belirsizliklere ve hak kayıplarına neden olmuştur (sen.av.tr/tr/makale/istinaf-kararlarinin-diger-saniklara-sirayeti-ve-direnme-sorunu).