Bir örgüt üyesinin örgütsel faaliyetleri, hem TCK m. 220/7 anlamında 'yardım' hem de TCK m. 220/2 anlamında 'üyelik' kriterlerini (süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk) karşılıyorsa, bu kişiye her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilebilir mi? Bu durumda hangi suçtan hüküm kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24902

Hayır, kişiye her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilemez. TCK m. 220/7'de düzenlenen örgüte yardım suçu, tanımı gereği 'örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte' işlenen bir suçtur. Yani, bu suçun faili örgüt üyesi olmayan bir kişidir. TCK m. 220/2'deki üyelik suçu ise, örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olmayı gerektirir. Bir kişinin eylemleri, Yargıtay'ın aradığı 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' kriterlerini karşılıyorsa, bu durum o kişinin artık dışarıdan bir yardımcı değil, örgütün hiyerarşik yapısına dahil bir 'üye' olduğunu gösterir. Bu noktada, yardım suçu daha ağır ve kapsamlı olan üyelik suçu içinde erir. Bu hukuki ilişki, 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisidir; üyelik suçu, yardım suçunu tüketir. Dolayısıyla, mahkeme bir sanığın eylemlerini değerlendirirken öncelikle üyelik suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığını tespit etmelidir. Eğer sanığın örgütle olan bağı süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz ediyorsa ve organik bir bağ kurulmuşsa, sanık sadece TCK m. 220/2'deki 'örgüt üyeliği' suçundan cezalandırılmalıdır. Yardım suçunun unsurları oluşsa bile, artık bu suçtan ayrıca hüküm kurulamaz. Eğer eylemler üyelik seviyesine ulaşmıyor, anlık veya münferit kalıyorsa, o zaman TCK m. 220/7'deki yardım suçu gündeme gelir (Yargıtay 16. CD, 2020/4660 K. sayılı kararının gerekçesinden çıkarılan sonuç).