Bir ceza davasında, NCMEC (Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi) tarafından gönderilen bir raporun delil değeri nedir? Yargıtay, yalnızca NCMEC raporuna dayanarak çocuk pornografisi suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasını yeterli görmekte midir?
NCMEC raporu, bir ceza davasında önemli bir 'başlangıç şüphesi' ve 'delil başlangıcı' olarak kabul edilir, ancak tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil değildir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, NCMEC raporu ciddi bir iddia ortaya koyduğu için soruşturma başlatılması ve delil toplanması için hukuki bir zemin oluşturur. Ancak mahkumiyet kararı verilebilmesi için bu raporun mutlaka yerli ve milli adli delillerle desteklenmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/14214 E. sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir. Mahkemenin yapması gerekenler şunlardır: 1. **Arama ve El Koyma:** NCMEC raporunda belirtilen IP adresi kullanıcısının tespit edilip adresinde arama yapılması ve dijital materyallerine (bilgisayar, hard disk, telefon vb.) el konulması. 2. **Adli Bilişim İncelemesi:** El konulan dijital materyaller üzerinde, Türkiye'deki siber suçlarla mücadele birimleri veya yetkili bilirkişiler tarafından detaylı bir inceleme yapılması. 3. **Delillerin Karşılaştırılması:** Adli bilişim incelemesi sonucunda elde edilen bulguların (resim, video dosyaları) NCMEC raporunda belirtilen materyalle birebir eşleşip eşleşmediğinin tespit edilmesi. 4. **İçeriğin Tespiti:** Elde edilen görüntülerin gerçekten çocuk içerip içermediği ve müstehcen nitelikte olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi raporu alınması. Sonuç olarak, NCMEC raporu bir ihbar ve kuvvetli bir şüphe kaynağıdır. Ancak ceza muhakemesinin 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkeleri gereğince, bu rapordaki iddiaların sanığın fiili egemenliğindeki dijital materyallerden elde edilen ve ulusal makamlarca incelenip doğrulanmış somut delillerle kanıtlanması zorunludur. Aksi takdirde, sadece bu rapora dayalı bir mahkumiyet hükmü kurulamaz.