5651 sayılı Kanun m. 9 uyarınca verilen erişimin engellenmesi kararlarına karşı yapılan itirazların, AYM tarafından neden 'etkili başvuru hakkını' (Anayasa m. 40) ihlal ettiği sonucuna varılmıştır?
AYM, bir başvuru yolunun 'etkili' sayılabilmesi için sadece kanunda teorik olarak var olmasının yetmediğini, aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması ve ihlali giderebilecek nitelikte olması gerektiğini belirtmektedir. Keskin Kalem Yayıncılık kararında, 5651 sayılı Kanun m. 9 kapsamında sulh ceza hakimliklerine yapılan itirazların şu nedenlerle etkili olmadığı sonucuna varılmıştır: 1. **Gerekçesizlik:** İtiraz makamları, başvurucuların (yayıncıların) ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin iddialarını, haberin kamusal önemini ve delillerini dikkate almamış, çatışan menfaatleri (kişilik hakkı ile basın özgürlüğü) dengelemeye yönelik bir çaba göstermemiştir. Kararlar genellikle matbu ve gerekçesizdir. 2. **Değerlendirme Eksikliği:** İtiraz mercileri, ilk kararın 'ilk bakışta ihlal' doktrinine uygun olup olmadığını, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve orantılı olup olmadığını değerlendirmemiştir. Başvurucuların şikayetlerinin özüne ilişkin esasa yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. 3. **Pratikte Başarı Şansının Olmaması:** Kanun metninin belirsizliği ve yargısal uygulamanın yerleşik hale gelmiş olması nedeniyle, yapılan itirazlardan sonuç almanın 'neredeyse imkansız' olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, itiraz yolunu şekli bir prosedür haline getirmiş ve etkisiz kılmıştır. Bu nedenlerle AYM, teoride var olan itiraz yolunun pratikte bir başarı şansı sunmadığı ve ihlali giderme kapasitesine sahip olmadığı için Anayasa m. 40'ta güvence altına alınan etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir (sen.av.tr/tr/makale/erisimin-engellenmesi-hakkinda-aym-pilot-karari).