Osmanlı döneminde kurulmuş bir mazbut vakfın vakfiyesinde yer alan ve galle fazlasının dağıtımında erkek ve kadın alt soylar arasında ayrımcılık yapan bir hükmün, günümüz hukuk düzeninde Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi 'hukuk güvenliği' ve 'kanunların zaman bakımından uygulanması' ilkeleriyle nasıl bağdaştırılmıştır? AYM'nin bu konudaki gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24875

Anayasa Mahkemesi, Ayşe Tezel ve Diğerleri (2018/14186) kararında, 1722'de kurulan bir vakfın galle fazlası dağıtımına ilişkin uyuşmazlığın, kendi zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012'den sonra kesinleşen bir yargı kararına dayandığı için denetlenebilir olduğuna karar vermiştir. AYM, 'hukuk güvenliği' ve 'kanunların zaman bakımından uygulanması' (intertemporal hukuk) ilkelerine rağmen denetim yapabilmesini şu gerekçeye dayandırmıştır: İncelenen hukuki sorun, vakfın 1722'deki kuruluşunun geçerliliği değil, vakfın gelirlerinden olan 'galle fazlasının' günümüzde devam eden dağıtım usulüdür. Galle fazlasından yararlanma hakkı, vakfın geliri mevcut olduğu sürece devam eden, süregelen bir olgudur. Bu hak, her dağıtım döneminde yeniden doğar. Dolayısıyla, uyuşmazlık geçmişte tamamlanmış ve kesinleşmiş bir hukuki olguya değil, etkileri günümüzde de devam eden ve Anayasa Mahkemesi'nin yetki döneminde ortaya çıkan bir uyuşmazlığa ilişkindir. AYM, vakfiyenin kendisini değil, bu vakfiyenin günümüzdeki bir uygulamasının (galle fazlası dağıtımının) Anayasa'ya uygunluğunu denetlemiştir. Bu nedenle, denetimin konusu geçmişteki bir hukuki işlem değil, güncel ve devam eden bir hukuki durumun sonuçlarıdır ve bu durum AYM'nin zaman bakımından yetkisi dahilindedir (www.zulkufarslan.av.tr/mazbut-vakfin-galle-fazlasi/).