CMK m. 256/1 ve 256/2 arasındaki temel usuli ve maddi farklar nelerdir ve bu fıkraların uygulanmasında Cumhuriyet savcısı ile mahkemenin rolü nasıl ayrışmaktadır?
CMK m. 256, müsadere veya iade kararlarının ana davadan ayrı olarak alınabilmesini düzenler. Temel farklar şunlardır: 1. **Konu:** CMK m. 256/1, "müsadere kararı verilmesi gereken hallerle" ilgilidir. Yani, eşyanın mülkiyetinin devlete geçirilmesi söz konusudur. CMK m. 256/2 ise, "iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri" ile ilgilidir; yani eşyanın sahibine geri verilmesi durumunu düzenler. 2. **Başvuru Yetkisi:** Müsadere (m. 256/1) için sadece "Cumhuriyet savcısı veya katılan" davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. Mahkemenin re'sen (kendiliğinden) harekete geçme yetkisi yoktur. Buna karşılık, iade (m. 256/2) için mahkeme "re'sen veya ilgililerin istemi üzerine" karar verebilir. Bu, iade konusunda mahkemeye daha geniş bir inisiyatif tanındığını gösterir. 3. **Uygulama Şartı:** Her iki fıkranın ortak şartı, kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemiş olmasıdır. Ancak m. 256/1, kamu davasının hiç açılmadığı durumları da kapsar. Bu ayrım, müsadere talebinin daha geniş bir zaman diliminde ileri sürülebileceğini gösterir. 4. **Yargılama Usulü:** CMK m. 257 uyarınca, 256. maddeye göre verilecek kararlar (hem müsadere hem iade) duruşmalı olarak verilir ve eşya üzerinde hakkı olan kimseler duruşmaya çağrılır. Bu husus, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/12043 E. sayılı kararında da vurgulanmış, evrak üzerinden karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Bu, her iki fıkra için ortak bir usuli güvencedir.