TCK m.315'te düzenlenen silah sağlama suçunun failinin 'örgüt üyesi olmayan' kişi olması gerektiği yönündeki Yargıtay içtihadının temel mantığı nedir? Örgüt üyesinin aynı fiili işlemesi neden farklı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulur?
Bu içtihadın temel mantığı, 'suçların ve faillerin tiplerinin' ayrıştırılmasına dayanır. TCK m.314, örgütün 'içindeki' kişileri (kurucu, yönetici, üye) cezalandırır. TCK m.315 ise, örgütün 'dışındaki' kişilerin, örgüte en tehlikeli yardımlardan birini (silah sağlama) yapmasını özel olarak cezalandırır. Örgüt üyesinin, örgütün amacı doğrultusunda silah temin etmesi veya taşıması, onun zaten mevcut olan 'üyelik' statüsünün doğal bir gereği ve örgütsel faaliyetinin bir parçası olarak kabul edilir. Bu eylem, onun örgüte olan bağlılığını ve hiyerarşik yapı içindeki konumunu teyit eder. Bu nedenle, onun eylemi TCK m.314 (üyelik) ve ilgili diğer suçlar (6136 s.K. vb.) kapsamında değerlendirilir. Örgüt üyesi olmayan bir kişinin ise, hiyerarşik bağ olmadan, dışarıdan bu kritik yardımı sağlaması, örgütün eylem kapasitesini artırması açısından ayrı bir tehlike arz eder. Kanun koyucu, bu özel tehlikeyi TCK m.315 ile ayrıca ve ağır bir şekilde cezalandırmayı amaçlamıştır. Kısacası, Yargıtay, failin örgütle olan ilişkisinin niteliğine (içinde mi, dışında mı) göre suç vasfını belirlemektedir.