5237 sayılı TCK’nın 315. maddesinin gerekçesinde yer alan, 'bu silâh ve cephaneyi temin eden kişiler, aslında bu suçların işlenişine yardım eden olarak sorumlu tutulmaları gerekir' ifadesi ile 'sadece bu suçtan dolayı cezaya hükmetmek gerekecektir' ifadesi arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Bu durum ceza hukukunun hangi ilkesiyle ilgilidir?
Bu iki ifade arasındaki ilişki, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesiyle ilgilidir. Gerekçenin ilk ifadesi, silah sağlama fiilinin, örgütün gelecekte işleyeceği suçlara (örneğin cinayet, bombalama) iştirak kapsamında bir 'yardım etme' (TCK m.39) niteliği taşıdığını kabul etmektedir. Mantıksal olarak, örgüte cinayet işlemesi için silah veren kişi, o cinayete yardım etmiş sayılır. Ancak, gerekçenin ikinci ifadesi, kanun koyucunun bu genel iştirak kuralını uygulamak yerine, bu fiili özel ve bağımsız bir suç olarak düzenlemeyi tercih ettiğini belirtir. Kanun koyucu, silah sağlamanın tehlikeliliğini ve vahametini dikkate alarak, onu genel iştirak hükümlerinden ayırmış ve TCK m.315'te daha ağır cezalarla müstakil bir suç olarak tanımlamıştır. Bu nedenle, failin eylemi hem genel iştirak (yardım etme) hem de özel silah sağlama suçunun tanımına uyuyorsa, özel norm olan TCK m.315 uygulanır ve fail 'sadece bu suçtan dolayı' cezalandırılır; ayrıca işlenen diğer suçlara iştirakten ceza verilmez. Bu, kanun koyucunun özel bir düzenleme ile genel kuralı dışladığı bir durumdur.