İHAM'ın Schatschaswili/Almanya kararında, duruşmada dinlenmeyen tanık beyanının delil olarak kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin üç aşamalı testin adımlarının sırasının değiştirilebileceği belirtilmiştir. Bu ne anlama gelmektedir ve hangi durumlarda testin sırası değişebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24858

Bu, testin katı bir hiyerarşiye sahip olmadığı, esnek bir şekilde uygulanması gerektiği anlamına gelir. Normalde test; 1) Geçerli neden, 2) Belirleyici delil, 3) Telafi edici güvence sırasıyla uygulanır. Ancak İHAM, bu adımların birbiriyle ilişkili olduğunu ve yargılamanın adilliğini bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini belirtir. Testin sırasının değişebileceği durumlar şunlardır: Eğer bir tanığın mahkemede dinlenmemesi için 'geçerli bir neden' yoksa (örneğin, mahkeme tanığı çağırmak için yeterli çabayı göstermemişse), bu durum tek başına ihlal kararı vermek için yeterli olmayabilir. Mahkeme, bu adımdaki eksikliğe rağmen, ikinci ve üçüncü adımları inceleyebilir. Özellikle, eğer sorgulanamayan tanığın beyanı, mahkumiyet için 'belirleyici' bir delil değilse ve dosyada mahkumiyet için yeterli başka güçlü kanıtlar varsa, ilk adımdaki eksiklik (geçerli nedenin olmaması) yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkarmayabilir. Tersi durumda, tanığın dinlenmemesi için çok geçerli bir neden (örneğin ölmesi) olsa bile, eğer bu tanığın beyanı tek ve belirleyici delil ise ve yeterli telafi edici güvence sağlanmamışsa, yine de ihlal kararı verilebilir. Dolayısıyla, adımlardan birindeki eksiklik veya fazlalık, diğer adımların önemini artırabilir veya azaltabilir.