HMK m. 251'de sayılan ve tanıklıktan çekinme hakkının istisnasını oluşturan hallerden, 'bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş olan kimsenin o işlemin esası ve içeriği hakkında' çekinememesi kuralının gerekçesi nedir?
Bu kuralın temel gerekçesi, 'dürüstlük kuralı' ve 'hukuki güvenlik ilkesi'dir. Bir hukuki işlemin (örneğin, bir sözleşmenin, bir vasiyetnamenin) yapılması sırasında, taraflar, ileride bir uyuşmazlık çıkması halinde şahitlik yapması amacıyla bir kişiyi özel olarak 'tanık' sıfatıyla orada bulundururlar. Bu kişi, tanık olarak orada bulunmayı kabul etmekle, zımnen, gerektiğinde bu konuda tanıklık yapmayı da üstlenmiş sayılır. Sonradan, uyuşmazlık çıktığında, kişisel veya başka nedenlerle tanıklıktan çekinmesi, işlemin ispatını imkansızlaştırabilir ve bu durum hem tarafların beklentisine hem de dürüstlük kuralına aykırı olur. Kanun koyucu, bu nedenle, bu özel durumda bulunan kişinin çekinme hakkını kaldırmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-251-tanikliktan-cekinme-hakkinin-istisnalari.html)