TCK m. 267'de düzenlenen 'iftira' suçunun oluşması için, failin isnat ettiği fiilin gerçekte işlenmemiş olmasını bilmesi yeterli midir, yoksa ayrıca özel bir kast gerekir mi?
Sadece fiilin işlenmediğini bilmesi yeterli değildir; iftira suçu 'özel kast' ile işlenebilen bir suçtur. TCK m. 267/1, failin 'hukuka aykırı bir fiil isnat ederek' bir kimse hakkında 'soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla' hareket etmesini arar. Yani fail, sadece yalan söylediğini bilmekle kalmamalı, aynı zamanda bu yalanıyla masum bir kişiyi adli veya idari bir yaptırımla karşı karşıya bırakma 'amacını' da taşımalıdır. Bu özel amaç (saik) yoksa, iftira suçu oluşmaz; eylem, koşullarına göre hakaret veya başka bir suçu oluşturabilir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/iftira-sucu/)