Hukuk devleti ilkesinin alt ilkelerinden olan 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri, 5651 sayılı Kanun m.9'un uygulanması açısından ne anlama gelmektedir? AYM'nin Keskin Kalem kararındaki değerlendirmesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24809

'Belirlilik' ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ifade eder. 'Öngörülebilirlik' ilkesi ise, bireylerin, bir kanun hükmüne dayanarak devletin hangi koşullarda ve ne tür bir müdahalede bulunabileceğini önceden tahmin edebilmelerini gerektirir. AYM'nin Keskin Kalem kararındaki değerlendirmesine göre, 5651 sayılı Kanun m.9 bu ilkelere aykırıdır. Çünkü madde, 'kişilik haklarının ihlali' gibi soyut bir kavrama dayanarak, hangi ağırlıktaki bir ihlalin erişim engellemesine yol açacağını belirtmemektedir. Bu durum, hem vatandaşların hangi ifadelerinin engellenebileceğini öngörmesini zorlaştırmakta hem de hakimlere çok geniş ve keyfiliğe açık bir takdir yetkisi tanımaktadır. Hangi davranışa hangi hukuksal sonucun bağlanacağının belirli bir kesinlik ölçüsünde ortaya konulmaması, kanunun belirsiz ve öngörülemez olmasına yol açtığı için 'hukuk devleti' ilkesini zedelemektedir.