TCK m. 265'te düzenlenen 'kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanma' suçu ile TCK m. 106'daki 'tehdit' ve TCK m. 86'daki 'kasten yaralama' suçları arasındaki ilişki nedir?
TCK m. 265'teki suç, bir 'bileşik suç' veya 'amaç suç-araç suç' ilişkisi içeren özel bir normdur. Bu suçun oluşabilmesi için, cebir (kasten yaralama) veya tehdit eylemlerinin, 'kamu görevlisine görevini yaptırmamak için' yani özel bir amaçla işlenmesi gerekir. Eğer bir kişiye sadece tehdit veya yaralama eyleminde bulunulmuşsa genel hükümler (TCK m. 106, 86) uygulanır. Ancak bu eylemler, görevini yapan bir polise, haciz yapan bir icra memuruna veya muayene yapan bir doktora karşı, görevlerini engellemek amacıyla işlenirse, fail artık genel hükümlerden değil, daha ağır cezayı öngören TCK m. 265'ten (Görevi yaptırmamak için direnme) cezalandırılır. Burada cebir ve tehdit, görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsuru haline gelmektedir. Ancak, kullanılan cebir, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden birine (örn: kemik kırığı) neden olmuşsa, fail hem TCK m. 265'ten hem de ayrıca kasten yaralama suçundan cezalandırılır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/gorevi-yaptirmamak-icin-direnme-sucu/)