Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunda kast unsuru değerlendirilirken, TCK m.30/1'de düzenlenen 'hata' hükmü hangi durumlarda tartışılmalıdır? Yargıtay 16. CD'nin 2020/6693 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir örnek teşkil etmektedir?
TCK m.30/1'deki hata hükmü, failin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi durumunda ceza sorumluluğunu kaldırır. Örgüte yardım suçunda bu hüküm, özellikle örgütün niteliğinin zamanla değiştiği veya farklı algılandığı durumlarda tartışılmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2020/6693 K. sayılı kararındaki olay, bu duruma iyi bir örnektir. Sanık, FETÖ/PDY'nin henüz 'cemaat' olarak bilindiği ve meşru bir yapı olarak algılandığı dönemde (2012 ve öncesi) örgütsel toplantılara katılmış ve derneğe üye olmuştur. Ancak Yargıtay, örgütün gerçek niteliğinin ortaya çıktığı kabul edilen tarihlerden (2014 yılı sonrası) sonra sanığın örgütsel bir faaliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını ve sonucuna göre TCK m.30/1'deki hata hükmünün tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Yani, sanık eylemlerini gerçekleştirdiği sırada bu yapının bir terör örgütü olduğunu bilmiyorsa ve bu bilmemesi makul ve kaçınılmaz ise, suçun manevi unsuru olan 'bilerek' yardım etme kastı ortadan kalkacağı için hata hükmü gündeme gelebilir.