TCK m. 250'de düzenlenen 'irtikap' suçunun 'icbar' ve 'ikna' suretiyle işlenmesi şekilleri arasındaki temel fark nedir?
İrtikap suçu, bir kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması veya bu yolda vaatte bulunulmasını sağlamasıdır. Suçun işleniş şekillerinden olan icbar ve ikna arasındaki temel fark, mağdurun iradesi üzerindeki etkinin niteliğidir: 1) İcbar Suretiyle İrtikap (TCK m. 250/1): Kamu görevlisinin, mağduru yarar sağlamaya veya vaatte bulunmaya 'zorlamasıdır'. Burada manevi bir cebir, baskı söz konusudur. Mağdurun iradesi fesada uğratılmıştır, ancak serbestçe hareket etme imkanı tamamen ortadan kalkmamıştır (eğer kalksa fiil yağma suçuna dönüşür). 2) İkna Suretiyle İrtikap (TCK m. 250/2): Kamu görevlisinin, hileli davranışlarla, mağduru yapması veya yapmaması gereken bir işi yapacağı veya yapmayacağı vaadiyle 'kandırarak' ondan menfaat temin etmesidir. Burada zorlama değil, aldatma ve hile ön plandadır. Mağdur, kamu görevlisinin hilesi sonucu hataya düşürülerek yarar sağlamaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/irtikap-sucu/)