Bir sanık hakkında hem 'silahlı terör örgütüne üye olmak' (TCK 314/2) hem de 'tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak' (TCK 174) suçlarından dava açıldığında, bu iki suç arasında nasıl bir ilişki vardır? Yargıtay'ın genel yaklaşımını açıklayınız.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, bu iki suç arasında genellikle 'gerçek içtima' ilişkisi vardır ve her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir. Silahlı terör örgütüne üyelik (TCK 314/2), kişinin örgütle olan hiyerarşik ve organik bağını cezalandıran, genel ve mütemadi bir suçtur. Tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak (TCK 174) ise, kamu güvenliğini tehlikeye atan somut bir eylemi cezalandıran ayrı bir suçtur. Örgüt üyesinin, örgütün amacı doğrultusunda patlayıcı madde bulundurması, üyelik suçunun bir unsuru değildir; üyeliğin yanı sıra işlenmiş bağımsız bir eylemdir. Bu nedenle, sanık hem örgüt üyesi olmaktan (TCK 314/2) hem de tehlikeli maddeleri bulundurmaktan (TCK 174) ayrı ayrı cezalandırılır. TCK m.174'ten verilecek ceza, eylem örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği için 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca ayrıca artırılır. Bu durum, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/1653 ve 2018/1891 sayılı kararlarındaki suç vasfı tartışmalarından dolaylı olarak anlaşılmaktadır.