TCK m. 241 uyarınca tefecilik suçunun oluşması için 'kazanç elde etme amacı'nın varlığı yeterli midir, yoksa fiilen bir kazanç elde edilmiş olması da gerekir mi? Bu suçun zincirleme suç (TCK m. 43) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini açıklayınız.
TCK m. 241, 'Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi'yi cezalandırmaktadır. Bu bir 'amaç suçu' veya 'sırf hareket suçu'dur. Suçun oluşumu için, failin ödünç parayı 'kazanç elde etme amacıyla' vermesi yeterlidir; bu eylem sonucunda fiilen bir kazanç (faiz vb.) elde etmiş olması veya parayı geri almış olması şart değildir. Ödünç para verme eyleminin bu amaçla yapıldığı anda suç tamamlanır. Tefecilik suçu, birden fazla kişiye karşı veya aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlendiğinde, Yargıtay tarafından mütemadi (kesintisiz) bir suç olarak değil, her bir verme eyleminin ayrı bir suç oluşturduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla, failin aynı suç işleme kararı altında, aynı kişiye farklı zamanlarda veya farklı kişilere ödünç para vermesi halinde, TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümleri uygulanır ve verilecek temel ceza bu madde uyarınca artırılır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/tefecilik-sucunda-zincirleme-suc-hukumleri/)