Taksirle işlenen bir suç neticesinde failin, münhasıran kişisel ve ailevi durumu bakımından ağır derecede mağdur olması durumunda, TCK m. 22/6 uyarınca ceza hukuku sorumluluğu nasıl şekillenir? Bu hükmün bilinçli taksir halinde uygulanmasındaki fark nedir?
TCK m. 22/6, taksirli bir hareket sonucu meydana gelen neticenin, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması halinde ceza verilmeyeceğini düzenler. Bu, 'şahsi cezasızlık sebebi' olarak adlandırılır. Örneğin, trafik kazasında dikkatsizliğiyle kendi çocuğunun ölümüne neden olan bir babanın durumu bu kapsama girebilir. Ancak, aynı fıkraya göre, fiilin bilinçli taksirle (neticenin öngörülmesine rağmen istenmemesi) işlenmesi halinde ceza vermekten vazgeçilmez; bunun yerine verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu durum, kanun koyucunun bilinçli taksiri daha ağır bir kusur derecesi olarak gördüğünü ve tamamen cezasız bırakmak istemediğini göstermektedir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sahsi-cezasizlik-sebepleri/)