TCK m.315'te düzenlenen suçun manevi unsuru, 'örgütlerin amaçlarını bilerek' hareket etmeyi gerektirir. Bu ifade, kastın hangi türünü (doğrudan kast, olası kast) işaret etmektedir? Madde gerekçesi bu konuda ne söylemektedir?
TCK m.315'teki 'amaçlarını bilerek' ifadesi, suçun ancak 'doğrudan kast' ile işlenebileceğini işaret etmektedir. Failin, yardımda bulunduğu örgütün, TCK m.314 kapsamında Devletin güvenliğine veya anayasal düzene karşı suçları işlemek amacıyla kurulmuş bir silahlı örgüt olduğunu ve sağladığı silahların bu amaçlar doğrultusunda kullanılacağını net bir şekilde bilmesi ve bu sonucu istemesi gerekir. Madde gerekçesinde de 'Suçun manevî unsuru, söz konusu fiillerin, örgütlerin amaçları bilinerek gerçekleştirilmesidir.' denilerek bu 'bilme' unsuruna vurgu yapılmıştır. Failin, 'olursa olsun' düşüncesiyle, yani silahların böyle bir örgütün eline geçebileceğini öngörmesine rağmen kayıtsız kalması şeklindeki olası kastı, bu suçun oluşumu için yeterli değildir. Kanun koyucu, açık bir 'bilme' unsuru arayarak kastın yoğun bir derecesini şart koşmuştur.