Bir sanığın, süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemleriyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil bir üye olduğu anlaşılmasına rağmen, mahkemenin bu sanığı TCK m.314/2 (üyelik) yerine TCK m.315'ten (silah sağlama) mahkum etmesi, hukuken nasıl nitelendirilir ve sonucu ne olur?
Bu durum, Yargıtay içtihatlarına göre (örneğin Y.16.CD. 2018/1653 K.) 'suç vasfında yanılgı' olarak nitelendirilir ve hükmün bozulması sonucunu doğurur. TCK m.315, örgüt dışından yardım sağlayanlar için öngörülmüş özel bir hükümdür. Bir sanığın eylemleri, örgütle organik bir bağ kurduğunu ve hiyerarşik yapıya dahil olduğunu gösterecek şekilde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz ediyorsa, bu sanık artık 'yardım eden' değil, bir 'üyedir'. Üyenin, örgüt faaliyeti çerçevesinde silah taşıması, nakletmesi veya depolaması, onun üyelik suçunun unsurları içinde eriyen veya üyelik suçuyla birlikte ayrıca cezalandırılacak (örneğin 6136 s.K. muhalefet) eylemlerdir. Mahkemenin, delillerle örgüt üyesi olduğu sabit olan bir kişiyi, daha özel bir hüküm olduğu düşüncesiyle TCK m.315'ten mahkum etmesi, failin hukuki statüsünü yanlış belirlemesi anlamına gelir ve bu temel bir hukuka aykırılıktır. Yargıtay, bu durumda hükmü bozarak, sanığın TCK m.314/2 ve ilgili diğer suçlardan (örneğin TCK m.174) cezalandırılması gerektiğine işaret eder.